Kemal's profileArı adlı kullanıcının al...PhotosBlogListsMore Tools Help

Arı adlı kullanıcının alanı

Herşey Vatan için

Kemal Arı

Location

Custom HTML

Hurriyet
Sabah
Zaman
  • Send a private message
  • Subscribe to RSS feed
  • Tell a friend
  • Add to My MSN
  • Add to Live.com
  • Add to your network
No list items have been added yet.
There are no categories in use.

Windows Media Player

No list items have been added yet.
25 Ekim  
Photo 1 of 493
More albums (1)
September 22

BENİM YERİME SEN ANLAT ŞİİR


 

  BENİM YERİME SEN ANLAT ŞİİR

      

Sitene Ekle

October 31

girdi

 

KADIN DEDİĞİN

 

Alıntı

KADIN DEDİĞİN

  Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

Kadın dediğin güzel olacak arkadaş .

Şöyle savurdu mu eteğini, ruhun rüzgarına kayacak. Bacakların,

Ayakların, bilekten bağlı ayakkabıya tutunan parmakların, seyrine doyamayacaksın.

 

Bakımlı olacak kadın dediğin .saçları ipek , topukları pembe,

boynu İnce, salındı mı kuğu gibi zarif olacak ve zarifliğinin ortasında bir hanımefendi barındıracak.

Güzel olacak ama kaşı, gözü, bacağı, iki meme ucundan önce,

sözü doğru, ruhu aydınlık olacak, güzelliği komple olacak.

Korkmayacaksın gecenin bir vakti sol cenapta yüzünü gördüğünde.

Yeni bir kabus gibi yaşamayacaksın gerçeği de.  

Güzel olacak ama, aklını evde tutacak kadar da akıllı....

Seni elinin tersiyle değil, avucunun içiyle kavrayacak...

Bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz beni böyle.

Rahat olacaksın yanında, çok konuşmayacak,

beynini didiklemeyecek küçük kurtçuklarla.

Sıradan ve kabullenir yaşamanın ne demek olduğunu sindirmiş olacak içine..

asla şatafat düşkünü olmayacak.

Doğum günlerinde bir sıcacık öpücüğün yerini,

tek taş bir de beears’ın alamayacağını algılayacak kadar doygun olacak. Hatırlaman yetecek özel günleri, pahalı bir hediyeyle savuşturmadan.

 

Sadeliğin içinde farkedilir olabilmeyi, gösterişli kıyafetle bir tutmayacak.

Duruşu, oturuşu, yürüyüşü abartılı değil, basit hiç değil, sadelikten oluşacak. Kendini süs bebeği gibi ortaya atıp, fingirdeşmeyecek başkalarıyla.

 Ekonomiden, politikadan, milli maçlardan ve kültürel olaylardan haberi olacak. Bizi kim yönetir, nasıl yönetir , demokrasi , monarşi, oligarşi nedir bilecek, saf hatun numarasıyla cahilliğini güzelliğiyle örtmeye yeltenmeyecek.

 

Gezip, eğlenmesini bildiği kadar,

pazar parasını kozmetiğe yatırmaması gerektiğini,

 domatesin, ekmeğin, soğanın, kıymanın kaç para olduğunu bilecek.

 Cak cak telefonda konuşup, niye böyle fatura geldi hayret tribine girmeyecek. Eşini dostunu kollayacak ama içi vıcık vıcık dedikodu yumağının içinde kaybolmayacak. Marka düşkünü, moda düşkünü olmayacak kesinlikle...

Takip edecek ancak yakışanı seçecek.

Sökük, paça boyu, fermuar dikmeyi bilecek,

her seferinde terzi aranmayacak pırnık pırnık. Elinden her iş gelecek. Marifetlerini sadece seni elde ederken değil,

seni elde tutarken de gösterecek ve tüm bunlar içinden gelecek içinden, göstermelik olmayacak. Adamın siniri bozmayacak, tepesini attırmayacak,

cinleri başına toplamayacak, körolası dilini gerektiğinde yutacak..

 

Çarşı pazar görmesini, sana don kilot almasını,

gömlek ayakkabı numaranı bilecek...

Ve zevki seni giydirecek kadar yerinde olacak,

kendisini giydirmeyi bildiği gibi.

 

Orada burada dedikodu yapmayacak, laf taşımayacak,

ayıkla pirincin taşını durumlarına sokmayacak.

Ortalık yerde kahkahalarıyla sebepsiz çınlamayacak.

Dekoltenin dozunu kaçırmayacak ama sıkı sıkıya da kendini ambalajlamayacak.

Açık saçık olan elbisesi değil,

 sana olan ilgisi olacak ve bunu gösterebilecek medeniyeti...

 

Onu bir kediyi sever gibi seveceksin yanıbaşında ve huzurla...

Öyle ’çağırdım, gelmedin, geç kaldın, aramadın, sormadın, kiminleydin,

Hesap ver’ yapmayacak. Sana yüreğiyle güvenecek, inançlarıyla sokulacak.

Bilmem kimin sözüne aldırmayacak, asla arkadaşlarının arkasından konuşmayacak, hele küfür hiç etmeyecek.

Sınırını zorlamayacak, salya sümük ağlamayacak,

kıytırık nedenlerden hır gür çıkarmayacak.

Sözü dinlenir, anlaşılır olacak.

Bir hatayı allayıp pullayıp abartmayacak.

 

Gömleklerini o ütüleyecek ve o gömleğe hangi pantolon yakışır bilecek.

Ama hayatı giyim kuşam üstüne kurulmayacak.

Uyum ve uyumsuzluk nedir.Bilecek.

Bir kere, topuklu ayakkabıyla spor ayakkabının ayrımını yapabilecek arkadaş !

 

Dağa çıkarken rugan ayakkabı giymeyecek. ’Of yoruldum, beni ara,

Beni al, beni bul, bunu isterim’ değil, ’sence de uygunsa,

Yanındayım, ben gelirim , merak etme’ olacak lügatında. Tereciye tere satmayacak yani.

 

Hissettiğiyle yaptığı şey arasında uçurum olmayacak.

Cesur olacak cesur. "seni seviyorum" derken korkmayacak, başka

Şeylerin arkasına gizlenmeyecek ve arkandan laf söyletmeyecek....

 

Kadın dediğin iyi sevişecek arkadaş. Koyun gibi yatmayacak, kımıl

Kımıl olacak yatakta. Aklını başından alacak ama, aklını sadece bununla

Yormayacak. Delireceksin ama delirmen hastalıktan olmayacak.

Uzanıverdi mi yanına boylu boyunca, göğsünde atan kalbinin yerine koyacaksın

Kendini,ruhunu, herşeyini. Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin.

 

Kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin.

Bir gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük. Yıllara rehaveti değil huzuru taşıyacak.

En seksi leydi olmayı da bilecek, hanım sultan olup sözünü geçirmeyi de.

 

Cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek,küsmeyecek,süründürmeyecek.

Kadın dediğin ayıp nedir bilecek.sıkboğaz edip seni yalancı durumuna

Düşürmeyecek. Seni öyle bir tutacak ki arkadaş, sen bile şaşıracaksın

Öyle tutulduğuna. İki lafın başı, her tartışmada ayrılalım tehtidi

Savurmayacak. Sabırlı olacak ve asla gururuna dokunmayacak...

 

Tuzu az, şekeri çok gibi limiti olmayan prosedürsüz yemeklerle işi

Olmayacak. Şöyle pastırmalı kurufasülyenin yanına tereyağlı pilavı

Konduracak şüphesiz. Salatasız oturmayacak yemeğe.

Temiz olacak herşeyden önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri .

Yahut pahalı parfümlerin sindiği, süslü püslü boyacı küpü gibi,

her öptüğünde Bulaşık bir tadın kaldığı bir kadını öpmeyeceksin.

 

Buram buram aşka sarılacaksın arkadaş!

Buram buram kadın kokacak kadın dediğin.

Kadın dediğin güzel olacak ama eli yüzü düzgünden çok öte birşey.

Zeki olacak zeki, seni bir hamur gibi karmasını da bilecek,

 o hamura kendini katmasını da...

Paranın gücünü bilecek ama ne parasızlığın ezikliğini

 ne de paranın kudurmuşluğunu yaşayacak.

Değerlerini bir anlık hevesler uğruna terketmeyecek.

Namussuzluğunu, Ahlaksızlığını ancak ve ancak seni baştan

 çıkarırken kullanacak, yan gözle adam kesmeyecek ,

üstüne sevgili edinmeyecek.

 

Sarışın, ela gözlü, normal bacaklı, beyaz tenli,

ince bilekli dilber filan fasarya...

Kadın dediğin hatun olacak arkadaş, sözüne güvenilir,olacak.

Bileceksin ki ; konuşulanlar burada kalır, kapıdan çıkmaz bir daha.

Ağzı sıkı olacak kadın dediğin.

Sırrını tutacak ama gününü bekleyip kusmayacak...

 

Para lazımcılardan, kürkçülerden, cep telefonu manyaklarından,

dırdırcılardan, unutkanlıklarını senin üzerine atanlardan,

kendi yetersizliğini seni suçlayarak rahatlayanlardan,

raf süslerinden, tehtidkarlardan, kaçaklardan, kıkırdayanlardan,

boş bakanlardan olmayacak. Saflığı, cahilliği,

 aptallığı oynamayacak, biraz ukala olabilir ancak sana rol yapmayacak. Komplekslerini güzelliğiyle örtmeye çalışmayacak.

Bir şeyi çok isterse ve inançları doğrultusunda yapacak.

 

En önemlisi kendini sevecek arkadaş, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır gelir. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu kadınla ne yatağa sığabiliyorsun, ne toprağa... Koluna takıp gezmesini de bileceksin gururla, koynuna çekip sevişmesini de şehvetle. Analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi de, anaya babaya hürmet etmeyi de...

Kadın kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek.

Parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediğiyle , sınırlamayacak.

Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın huzurla...

Bileceksin ki evde ’o’ kadın tarafından beklenmenin zevkini

 hiçbir zevk yaşatamaz sana...

 

Öyle bir kadın işte... Vardır vardııııııııır!.. 

Konuşulan konu ERKEK DEDİĞİN

 

Alıntı

ERKEK DEDİĞİN
 
Şoyle karsidan yuruyup gelirken
endamina hayran kalacaksin, ruhun ruzgarina kayacak.
Omuzlarin, bacaklarin,
duz karnin o sert hatli cene kemiginin, hokka gibi burnun seyrine
doyamayacaksin. Bakimli olacak erkek dedigin.
Saclari temiz, coraplari temiz, kiyafetleri duzgun olacak.
Bu kalibin icinde tam bir beyefendi barindiracak.
Kasi, gozu guzel olacak, disleri temiz ve beyaz; ama bunlardan
once ozu sozu dogru, sozunun eri bir delikanli olacak.

Eline kagit kalem alsa delikanliligin kitabini yazacak.
Komple olacak yakisikligi.
Korkmayacaksin gecenin bir vakti uyanip da yaninda gordugunde onu.
Yakisikli olacak ama aklini sende tutacak kadar da akilli…
Seni elinin tersiyle degil avucunun iciyle kavrayacak.
Bileceksin ki emin ellerdeyim, baskasi tutamaz elimi boyle.
Rahat olacaksin yaninda, cok konusmayacak, beynini didiklemeyecek.
 
İnce olacak; seni senin kadar dusunecek.
Sen onu merak ettiginde kendisine hesap soruluyor havalarina girmeyecek. Senin inceligine karsi umursamaz sozler sarf etmeyecek. Adamin sinirini bozmayacak, cinlerini tepesine cikarmayacak,
sanki sen onun icin varmissin her ne zaman istese
emrine amadeymissin, o ne yaparsa yapsin her istediginde yaninda elinin
altinda olacakmissin triplerine girmeyecek.

Sen ona sevgini gosterdiginde, sen ona kayitsiz sartsiz asikmissin gibi
havalara girmeyecek. Erkek dedigin ilgi gordugunde ilgiyle, sevgi
gordugunde sevgiyle karsilik verecek.
 
Erkek dedigin, sen onun icin kendine baktiginda,
sirf ona daha guzel gorunmek icin giyinip kusandiginda hicbir sey olmamis gibi davranmayacak. Ruhunu oksamasini bilecek.
Romantik olacak, kimi gun habersizce kucaginda ciceklerle cikip gelecek. Özel gunleri unutmayi marifet sanmayacak.
 
“Kazma” olmayacak senin butun zerafetine karsi.
Gercekten seven bir kadin sevgi ve ilgi bekler, erkegine verdigi askin karsiliginda kucuk bir tatli soz, kisa bir mesaj, bir cagri bile onu mutlu edebilir. Erkek dedigin butun bunlari cebinden para harciyormus gibi cimrilikle yapmayacak.
 
Ben aranmayi, cok aramayi sevmem demeyecek.
Her sey kendi istedigi gibi olsun istemeyecek. Sadece kendi caninin istemesine baglamayacak her seyi.
 
Erkek dediginin, hissettigiyle yaptigi sey arasinda ucurum olmayacak.
Cesur olacak cesur.

 Seni seviyorum derken korkmayacak, baska seylerin arkasina gizlenmeyecek. Seviyorum deyip bir sonraki perdede kacmayacak, ozluyorum diyorsa gelecek, kaybetmek istemiyorum diyorsa kaybetmeyecek. Erkek dedigin askina sahip cikacak.
Korkak olmaz erkek dedigin.
 
Erkek dedigin aldatmayacak. Aldatmak basitliktir.
Seviyorum diyorsa aldatmaz erkek dedigin.
Aldatiyorsa sevmiyor demektir.
 
Erkek dedigin yakisikli olacak,
cekici olacak ama bundan cok daha ote bir sey…
Zeki olacak. Kadinin kucuk yalanlara, bahanelere inanmayacagini, kendisini kendi gibi tanidigini bilecek.
Kadinin zekasini kucumsemeyecek kadar zeki olacak.
 Zeki olacak, seni bir hamur gibi karmasini Bilecek,
o hamura kendisi katmasini da.
Degerlerini bir anlik hevesler ugruna satmayacak.
Namussuzlugunu, ahlaksizligini ancak ve ancak seninle yataktayken kullanacak. Yan gozle hatun kesmeyecek, ustune sevgili edinmeyecek.
 
Erkek dedigin once sevecek.
Kendini sevmeyen erkekten kimseye hayir gelmez.
Bir bakarsin ki yillar sonra bu adamla ne yataga sigiyorsun, ne topraga… Koluna girip gezmesini bileceksin gururla,
koynuna alip sevismesini de.
Babaligini da bilecek, ana-babaya hurmet etmeyi,
kadir kiymet bilmeyi, vefakarligi, fedakarligi…
 
Erkek dedigin seni koruyacak, kusatacak.
O nerede olursa olsun seni koruyacagini bileceksin.
Pisirik olmayacak erkek dedigin.
 
Erkek dedigin erkek olacak guzelim.
Seni sadece sen oldugun icin sevecek.
Parayla pulla, kariyerle, gucle, kimin ne dedigiyle hareket etmeyecek. Hem sevgilin, hem arkadasin, hem dostun, hem baban, hem cocugun olacak, huzurla bagrina basacaksin.
Bileceksin ki evde o erkegi beklemenin zevkini,
 huzurunu baska hicbir sey yasatamaz sana.
 

Konuşulan konu Kadının hası böyle olur

 

Alıntı

Kadının hası böyle olur

Her gün kim bilir kaç kadın görüyorum...
Sokakta, vapurda, okulda, kuaförde, orda, burda...Ama olmuyor hanımlar, olmuyor! Kadınlar kadınlığı unutalı daha kaç on yıl oldu ki? Solaryuma girmeye, çıplak gezmeye, kariyer hırsıyla yüzlerini buruşturmaya başlayalı kaç on yıl oldu?

Çevremde gördüğüm kadınlardan bazılarının birtakım özelliklerini seçtim. Bunlara, dizilerdeki, filmlerdeki,
romanlardaki kadınların hoşuma giden özelliklerini ekledim. Gözlerimi kapadım, Osmanlı zamanından kalma, hani şu afet-i devran denen kadınları düşündüm. O nasıl bir cazibedir ki, peçelerin ardından bile erkekleri aşık eder.

Bir Fransız kadınının zarafetini düşündüm sonra, bir İspanyol kadınının ateşini ve bir Türk köylü kızının tazeliğini.

Kadının güle benzemesi gerektiğine karar verdim sonunda. Kadının hası güle benzer. Rengiyle, kokusuyla, dikeniyle. Açın televizyonu, bir tane gül görüyor musunuz?

Kadının hası...
Kadının hası yumuşak başlı olmaz, ama ağırbaşlı ve sıcak olur.
Ağırbaşlılıktan kastım, sıkıcılık değil elbet. Şımarıklığın da hakkını
verir.

Ağırbaşlı tebessümleri olur bir de. Kadın yüzü dediğin mahkeme duvarına benzemeyecek. Bu tebessümler sevgidir. Yumuşacık bir sevgi olur kadın yüreğinde. Kim olursa olsun, ne yaşamış olursa olsun.

Erkeğini dizine yatırıp saçlarını okşamayı bilir gerçek bir kadın.
Kadının hası nerede, nasıl davranacağını bilir. . İnsanların içinde
kapris yapmaz, hır çıkarmaz; ama gerçek bir Osmanlı kadını gibi,
adabıyla, raconuyla istediğini alır. Dırdır etmez. Çok konuşup, baskı
yapıp erkeği bezdirmez. Yüz göz olmaz kadının hası. Bazen öyle bir bakarki, hele bir de bazen öyle bir susar ki, bin tümceye bedeldir bu
bakmalarla susmalar. Bu kadın üzülmeyi de bilir, ağlamayı da, kızmayı da. Ama üzmemek lazım, ayrıca kızdırmaya da gelmez.

Gerçek bir kadın ezik durmaz. Kambur yürümez, dimdik durur. Kendine saygısı, güveni vardır. erkeğine can yoldaşı olur,destek olur, onu dinlemeyi bilir.

Bazen utangaç olur, bazen ürkek. Soğuktan ya da yalnızlıktan korkabilir kadın. Aptal olmaz gerçek bir kadın. Bön bön bakmaz adamların suratına. Hülyalı bakışları da olsa, zihni uyanık olur.


Hüznü, gökten deli deli yağan yağmur gibi olur, saçlarından akar.
Neşesi ise öyle renkli, öyle dağınık; saçları savrulur. Kahkahaları
vardır bu kadının, çın çın eder odaların duvarlarında.
Sesi güzel olur kadının, biraz buğulu...arada bir pencereye yaslar
başını, sokağa dalıp gider, bir şarkı söyler. Olgunluğuyla şaşırtır erkeği. Bazen de öyle çocuk olur, öyle sağlam saçmalar ki, yine, yine şaşırtır onu.

Sıkmaz kadın, bunaltmaz, yaşa yaşa bitmez.  Bazı akşamlar anason kokulu tüter sofrasının sıcağı. İçli bir türkü dinler bazen, üşür, sırtına hırkasını alır. Konuşurken insanın yüzüne bakar kadın. Kibirli olmaz. Kültürsüz

olmaz. Bomboş olmaz kafası. Dünyanın, ülkenin olaylarını bilir, anlar, söyleyecek sözü vardır. kişiliklidir. Beceriklidir. Tırnağı kırılınca üzülür, üzülür işte, profesör de olsa, sultan da olsa, boksör de olsa üzülür.

Gerçek bir kadın hiçbir zaman reklam panolarındaki kızlara benzemez. Etini teşhir etmez. Fosforlu bir taş gibiliği yoktur onun, loş bir cazibesi vardır. albenisi metrelerce öteden çarpar adamı. Ne kadar örtüneceğini, ne kadar açılacağını, yerine ve zamanına göre bilir.Gerçek bir kadın Paris podyumlarında yürüyen, 17. yüzyılın vebalı kadınları gibi mankenlere benzemez. Uzun saçları vardır kadının. Yumuşak olur, güzel kokar. Kadının hası saçlarını ne zaman toplayacağını, ne zaman salacağını bilir. Kadına yaraşmaz soğukluk.
Gerçek bir kadın göbek atmayı, gerdan kırmayı, iyi becerir; ama öyle her yerde masaların üstüne çıkıp oynamaz. Havasında oldu mu, bir oynadı mı, herkes onu izler.

Kadın korunmayı sever, ama korunmaya muhtaç olmaz. Erkekler korumayı severler, ama yine de güçsüz, zavallı kadınlardan hoşlanmazlar.Güçlü kadından ise çekinirler, ona yanaşamazlar. Kadının hası bu dengeyi kurmayı bilir; gücünü erkeğin gözüne gözüne sokmaz.

Has kadına naz da yakışır, kapris de. Öyle tatlı, öyle kıvamlı naz eder ki, onun nazını erkek zevkle çeker. Gerçek bir kadın şiir gibi olur, mey gibi olur, ömür gibi olur

Konuşulan konu Saat

 

Alıntı

Saat

 

 

Saat

      

Demiştim sana

 

Alıntı

Demiştim sana

 

 

 

 

 

 

Her güneş doğuşunda
Her güneş batışında
Seni anarım
Her gece ay ışığında
Senin için ağlarım
Her gün seni beklerim
Buluştuğumuz sessiz ve ıssız yerde
Bir gün geri dönersin diye
Saklıyorum sevgini yüreğimde
Bir gün geri dönersin diye
Gözyaşlarımı silmedim hala
Bir gün gelip görürsün diye
O zaman anlayacaksın
Ve sen de ağlayacaksın
Bu büyük sevgimi gördüğünde
İşte o zaman ben gideceğim
Ardıma bile bakmadan
Bekleyeceğim seni
Cennete gelirsin diye

 

 

 

Sevda Sokagi

Ben Sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum...
Geceler hic bitmiyor, ben hic uyumuyorum..
Gecenin efkari iniyor perde perde..
Sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime..

Ben Sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum...
Geceler hic bitmiyor, ben hic uyumuyorum..
Ben Sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum...
Geceler hic bitmiyor, ben hic uyumuyorum..
Gecenin efkari iniyor perde perde..
Sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime..
Gecenin efkari iniyor perde perde..
Sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime..

Ben Sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum..
Hani su perdelnde mavikus resimleri olan..
Ali bakkalin hemen yaninda 17 numara..
O kirgin hayatin tam ortasinda..
Hani duvarlarinda hala yazilari olan o sokakta..

Biri gurbetin..
Biri ihanetin..
Biri de seni böyle sevmenin hikayesi..

Sevda`nin cami bana bakiyor, ben cama..
Ve bak sen su serencama..
Pencere önünde menekseler,hatmiler birde gece sefasi..
Bir de haytaligi adamin..
Abi, bir de sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime..
Iyi oluyor diyorum, bu sana iyi oluyor..
Arada bir arkadaslar geliyor..
Lafliyoruz ordan burdan..
Anlarsin ya güzel abim..
Ic cebimde bir umut doguyor..
Birde,nerden bulduysam resmini sevdanin..
Resimde Sevda inadina gülüyor..
Sevdam gayri resmi bilmekteyim..
Gelki benim abim..
Biraz da üstümüzde macera güzel duruyor..
Yai yakisiyor adama..
Yakisikli bir sevda..
Hayat haybeye vurmuyor yüzümüze belasini
Hayat sokagimizi bir kehriba tesbih gibi..
Döküyor tanelerini takir takir yüzümüze..
Ben, ben sevda`nin oturdugu o sokakta oturuyorum..
Geceler hicbitmiyor, ben hic uyumuyorum..
Agzimda fiyakali bir islik..
Zulanda agir yarasi sevdanin..
Ali bakkalin ciragi metin ..
Anliyor halinden insanin..
Metin nedir senin niyetin..?
Kat bakalim abine bir taze ekmek biraz zeytin..
Bu aksam yine odamda efkar var..
Anlarsin ya metin..
Adamin halindan adam anlar..!

Ben sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum..
Geceler hic bitmiyor,ben hic uyumuyorum..
Gecenin efkari iniyor perde perde..
Sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime..

Ben sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum..
Geceler hic bitmiyor,ben hic uyumuyorum..
Ben sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum..
Geceler hic bitmiyor,ben hic uyumuyorum..
Gecenin efkari iniyor perde perde..
Sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime..
Gecenin efkari iniyor perde perde..
Sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime..

Ibrahim Sadri

 

 

 


Sen, gelinceye kadar; Pencerem kapalı duracak, Rüzgâr gelmesin diye.

Artık, perdeleri açmayacağım...  Gün ışığı girmesin diye.

Sonra, kahrolacağım.

Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta...

Ve günlerce, gecelerce haykıracağım

Nerdesin diye...????

 

Konuşulan konu GELİVERDİN HABERSİZ VE GİTTİN

 

Alıntı

GELİVERDİN HABERSİZ VE GİTTİN

 

GELİVERDİN HABERSİZ

 

 

Ne olurdu üç beş yıl önce haber verseydin.

Hiç değilse bir kere rüyama girseydin

Aşk meşk derken dünyadan bir türlü kopamadım.

Senden özür dilerim, hazırlık yapamadım.

Görüyorsun yanımda ne valiz var, ne bavul

 

Yaşım yetmiş olsa da gör ki fıkır fıkırım

 Bu cümbüşlü alemi, ben nasıl bırakırım?

 Hani bir söz vardır ya; Yaş yetmiş, işi bitmiş”…

 İnan ki bu bir yalan, bunu diyen halt etmiş

 

Ey Azrail ! Dur biraz, sana yalvarıyorum

Yasal haklarım için; bir avukat arıyorum…

Hayallerim, düşlerim, yarın kalan işlerim

Estetik yapılacak, daha burnum dişlerim

 

Elli yaşında ancak, voleyi vurabildim.

Hortumlar sayesinde holdingi kurabildim

Gerçi ucuza verdim şerefin kilosunu

Ama böyle kazandım, şu uçak filosunu

 

Ey Azrail !  ne olur bozulmasın pazarım

Sana şöyle yüklüce, bir çek bile yazarım

Şu masmavi havuzlu, sarayıma baksana

O daracık mezarda, yazık olmaz mı bana?

 

Ölmemi bekliyorlar inan ki seziyorum…

Arkamdan göstermelik iki damla gözyaşı

Birde şöyle büyükçe, yıldızlı mezar taşı

Tahmin ediyorum ki; mevlid de okuturlar. 

 

Araya reklam konur, bir ilahi aryası

Mevlid bitince başlar, dedi-kodu furyası

 Etlerim, kemiklerim, didik didik edilir

 Ben az gelirsem eğer, köklerime gidilir.

 

E y A  z r a i l

İnan ki hazırlığım yok daha, hele şu din konusu,

Çok karışık bir saha

Bazı büyük abiler, köşeleri tuttular.

İrtica diye diye,  beni de korkuttular 

İlahiyat adına; ekranda iki kaçık

Kimlerin kuklaları oldukça apaçık

 

Alim, zalim karıştı renkleri seçilmiyor.

Velisiz kaldı sokak; deliden geçilmiyor.

 Bu cinnet kervanına, kocabaşlar dahiller.

Tuz bozulmuş, ne yapsın bizim gibi cahiller

 

Henüz daha gündemde, ne oruç var ne zekat

Ne Kur’an’la tanıştım, nede kıldım bir rekat

Gönül dersen, henüz genç daha haccım duruyor

Nerde bir taze görsem, kalbim küt küt vuruyor

 

Edemedim bir türlü, şu nefsimi terbiye

Ortalıkta ne görse tutturuyor verdiye

Ey Azrail ! Bilirim gelince beklemezsin

Tükenen vadelere, saniye eklemezsin

 

Bu satırlar boş geçen bir ömrün hikâyesi

İbret alanlar için son pişmanlığın sesi

Bilmem ki bir duvarda, bu mütevazı çaba;

Bir küçücük pencere açacak mı

A C A B A

 

 

GİTTİN

Ben, arkandan sadece baktım.
Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...
"Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.
Gidersen sönecek içimdeki ateş
ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi
O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana.
Konuşamadım...

Gittin...
Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım
Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu
bacağımı bu kadar acı duymazdım.
Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden.
Ağlayamadım...

Gittin...
Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa
Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek,
tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı.
Anlatamadım...

Gittin...
Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden
Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten?
Ürperdin yine biliyorum.
Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini
Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.
Tutamadım...

Gittin...
Bir yıkım gibiydi gidişin
Sen adım adım uzaklaşırken benden
Çöküp kaldı bedenim olduğu yere
Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti
Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım.
Kalkamadım...

Gittin...
Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum
Hazırdım gidişine,
Kaçak zamanları yaşıyorduk
Zaman bitecek ve sen gidecektin
Bense, gidişinin ertesi günü
Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım.
Başlayamadım...

Gittin...
Bir şey söyledin mi giderken?
"Kal" dememi istedin mi?
Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi?
"Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi?
Beynim öylesine uğulduyorduki.
Duyamadım...

Gittin...
Nereye gittiğin önemli değildi
Binlerce kilometre uzakta da olsan,
iki metre ötemde de farketmiyordu.
Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu.
Kurtulmalıydım senden,
bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım.
Kurtulamadım...

Gittin...
Unutulanların arasına katılmalıydım
Anıları bir sandığa koyup
hayatı bir yerinden yakalamalıydım.
Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim.
Yapamadım...

Gittin...
Bir okyanusun ortasında
tek küreği kaybolmuş sandalda
Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi.
Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni,
Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde,
Bil ki; seni Unutamadım...
 

 

Mehmet Coşkundeniz

konu resim

 


 

 
img411/7581/kadnresimsv3.png
 
Vakit tamam seni terk ediyorum
Bütün alışkanlıklardan öteye
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum
Doymadım inan kanmadım sevgiye.


Korkulu geceleri sayar gibi
Birdenbire bir yıldız kayar gibi
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.


Aşksa bitti gül ise hiç dermedik
Bul kendine kuytularda hadi dal
Seninle bir bütün olabilirdik
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal.


Vakit tamam seni terk ediyorum
Bu incecik bir veda havasıdır
Parmak uçlarına değen sıcaklığı
İncinen bir hayatın yarasıdır.


Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş aktığında
Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
Kan tarlası gelincik şafağında.


Ölümse korktun savaşsa hep kaçtın
Vur kendini korkularda hadi al
Sen bir suydun sen bir ilaçtın
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal

Sen bir suydun sen bir ilaçtin
Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal
Hoşçakal canımın içi, hoşça kal


Yusuf Hayaloğlu 
  
 
 
 

 

 

Al bitir yüreğine yazılan şiirlerimi

Yak ocağında sayfa sayfa cümlelerimi

Son kez öp dudaklarımdan

Son kez dokun tenime

Sonra Ardına bile bakmadan

Git

Benliğimden yar

 

Sen hiç ölümle yaşam arasında kaldın mı?

ya da ölmek istedin mi hiç?

Nefret ettin mi yaşamdan ölmeyi isteyecek kadar?

 Hiç asık oldun mu?

Sevdin mi birini benim seni sevdiğim kadar?

Hak etti mi seni senin beni hak etmediğin kadar?

Nasıl acı verdiğini bilir misin,

Sevdiğinin başka birinin koynunda olduğunu

bile bile nefes almaya çalışmanın?

Hiç aldatıldın mı habersiz?

Bilir misin nasıl acıtır insanın canını?

Kim bilir belki de bilirsin… 

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

 

 

 
MÜŞTAK ERENUS

 

 

Dağ tepesinde bir çam olamazsan
Vâdide bir çalı ol,

Fakat, oradaki en iyi küçük çalı sen olmalısın.
Çalı olamazsan bir ot parçası ol,
Bir yola neşe ver.
Bir misk çiçeği olamazsan bir saz ol,
Fakat gölün içindeki en canlı saz sen olmalısın.
Hepimiz kaptan olamayız, tayfa olmağa mecburuz.
Dünyada hepimiz için bir şey var,
Yapılacak büyük işler, küçük işler var.
Yapacağınız iş, size en yakın olan iştir.
Cadde olamazsan patika ol,
Güneş olamazsan yıldız ol;
Kazanmak ya da kaybetmek ölçü ile değildir.
Sen her neysen, onun en iyisi olmalısın!

bütün acılarımı vurup sırtıma
umutları bırakıp başucuna
ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp
şiirlerimi sarıp bohçama
yüreğimin yangınına gidiyorum
hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal

Gidiyorum

gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp
yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum
içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın
sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar
gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum

Gidiyorum

GONUL GOZUMUN YASLARI
Bilinmeyenlere yenik dusen
Yorgun bir gonlun huznudur bu.
Sabahin ilk isiklariyla o,
Umide bir yolculuga cikar…
Dinmek bilmeyen, coskun bir sel
Kaplar butun vucudunu
Sevinc cigliklari atmak ister
Ama yutkunup susar bir anda…
Batan gunde bile
Zifiri karanlikta bile
O parildayan isigi goren gozler
Artik kor olur…
Cunku onlar,
Hayatla son bagi olan
umidi de kaybetmis
Bir cift gonul gozudur
Ici kan aglayan…

 

 


 
 Dündüm sırtımı acı ezgilere 
Sadece seni dinliyorum
Bir deniz gibisin bende
Sakla beni derinliğinde

Koy beni gözlerine

 

Uykusuz Geceler
Uykusuz mu uykusuz geceler
Sanki birbiri ardına gelmiş heceler
Hepsi el ele tutuşmuş
Etrafımda olmuş ateşten bir çember
Bu çember giderek daralmakta
Gitgide beni iyice içine almakta
Tüm bedenim uykusuzluğa daldıkça dalmakta
Tehlike çemberidir bu
Tehlikeden tehlikeye beni atıyor
Feleğin çemberidir bu
Boynuma dolanan yılan gibi
canımı hep acıtıyor.

 

Ne zaman aldığımı hatırlayamadığım soğumuş

 bir bardak demli çay,
Bir de karalama defterim masamın üzerinde duran.
Tozlanmaya yüz tutmuş kalemliğimde kalmış,bir iki telefon numarası.
En son 32 saat önce vermişim balığıma yemini.
Tamamlanmamış bir öyküm dosyamın içinde,
Bu sefer noktalamadan çıkmak yok odadan diyorum.
Sayfaları çeviriyorum umarsızca.
Kırışmış sayların arasından bir zarf geçiyor elime,
Tarihi atılmamış bir mektup titreyen ellerimin tam ortasında.
Okurken gözlerimden akıyor birkaç damla gözyaşı,
Bu sefer silen yok bu inci tanelerini.
Ucu yırtılmış siyah beyaz bir fotoğraf; sen ve ben!
Bir ağıt tutturuveriyor yüreğim seni görünce,
Sana söyleyemediklerim geliveriyor dilimin ucuna.
Yitiriyorum düşünme gücümü ve yine başa dönüyorum.
öyküm de yarım kalıyor İKİMİZ gibi.

GÖKŞEN YALÇIN


__._,_.___

 


 

 

kelebekleri bilirsin sen..
incecik kanatları benekli..
pervane olurlar ışık başlarında,
çiçek yapraklarında. ..

ben
en mavisini severim ama,
beyazına da tutkunum; sana benzediği için..
kara benekleri kara gözlerin gibidir;
aşk taşır uzaklara...
benden alır sana getirir,
senden alır bana getirir,
zamanı sorma!
zaman bahar değilse değil.

oysa ben,
hep hazana takılan aklımın
şaşkınlığını yaşarım bahara dokunuşlarımda. .
sana dokunuşlarımda sevgili! ..

'neden şimdi? ' desem, yanıt bulamam ki! ..
bulsam da fark etmez nasılsa,
çünkü sana öyle alıştım ki,
çünkü sana öyle vurgunum ki! ....
ne baharı hesaplayacak zaman,
ne de,
hazanı solduracak güneş gelir aklıma; unuturum! ..
bir seni unutmam!

yüreğime usulca girişindeki süzülüşü,
dudağıma astığın gülüşü,
umuda açtırdığın çiçeği unutmam...

arkası yarınları eskiden de severdim ben,
şimdi daha iyi anladım, hala seviyormuşum. ..
çünkü umut taşıyan bir yanı vardı bunun.
benim sana kavuşmam umudu gibi!
'yarın 'deyip gülsem de şimdi,
ağzıma küfrünü iliştirdim sensizliğin:
vaz geçemediğim sevgili!

yalandı bu işte!
ben hiç sensiz değildim ki..
hep benimle oldun sen! ..
hep bendeydin, kimseye benzemeden..
hep 'hiç kimseydin' bende ki! :
korkularımda yüreğim,
acılarımda afyonum,
hüzünlerimde gözyaşım,
sevinçlerimde müjdem,
yıkılışlarımda direğim,
uzaklarımda yolum,
özlemlerimde elim,
sevdalarımda koynum oldun ısındığım..
teşekkür ederim sevgili! ...

şimdi gece!
ve ben karanlığı bile sever oldum seninle..
çünkü;
korkularımı unutuyorum,
çünkü;
bitiyor yalnızlığım,
çünkü;
yıldızları topluyorum,
çünkü;
seni severken çoğalıyorum...
sokakta yürüyoruz işte: el ele...
sofrada yan yanayız,
yatakta göz göze....
ister bir çöle serilmiş olsun yatağımız,
ister bir denize...fark etmez ki! ..

her seferinde,
tutamadığım bir pırıltı sıyırıp gider bedenimi..
serap olur,
yakamoz olur uzak denizlerde.. .
ah! ..bir binebilsem gemilere...
FORA! ...diye bağırsam,
susuverse martılar...
balıklar değse ellerime;
senden kalkıp bana yalpalanan yüzüşlerinde...
kayıp gitseler diplere doğru...
bir de,
utanmasam cümle alemden!
yıkansam, yıkansam, yıkansam...
seninle! ...

Tayyibe Atay

Başka bir denizde yüzüyorum artık
Derinlere dalmaktan korkuyorum!
Herşeyi olduğu gibi kabullendim
Neden incittiniz diye sormuyorum.."

 

 

Taş duvarlar ördünüz
Beni kime döndürdünüz..!
İçimde yanardınız
Nihayet söndürdünüz....

 

 

Düşlerde sevdim seni, söyleyemedim...
Sessiz öptüm nefesini, söyleyemedim...

Ben seni, hep senin bilmediğin zamanlarda,
senin bilmediğin mekanlarda sevdim...
Bunu sana hiç bir zaman söyleyemedim...
Anlatabilecek kelime bulacağımı hiç sanmadım...
Düşlerimdeydin hep...
Öyle büyüktü ki varlığın beni aştı ama sana ulaşmadı...

Ben seni, hep uzak sevdim, uzak öptüm...
Sessiz, sakin, sen rahatsız olma, ürkme diye,
benden kaçma diye usulca öptüm...
Her nefesim senindi...
Çünkü ben, sen nefes alıp verdikçe vardım...
 Ama sana ne sesimi, ne nefesimi duyuramadım...
Çığlık oldu sevgim, çarpı herkese...
Bir sana teğet geçti... Öğrenemedin... Söyleyemedim...


Sana ben şiirler, sözler büyüttüm,
Sana ben baharlar, yazlar büyüttüm,
Sana ben hummalı gizler büyüttüm,
Söyleyemedim...

Her kalemin ucuna düşen harf sendin...
Her dilimin ucuna gelen kelime sendin...
Ben her yazdığım kelimede seni büyüttüm,
ben her kurduğum cümlede seni büyüttüm...
Sen bilmedin, ben söyleyemedim...

Bahar sen varsan gelirdi, yaz sen varsan güzeldi...
 Her gelişin bahar, her dokunuşun yazdı bana...
Ben her bahar hüzün kaplar,
her yaz yaşlar akıtırdım yokluğunda...
 Ben her baharı sen diye bekledim,
ben her yazı sen diye geçirdim...
Bütün güzelliklerini sana büyütüm...
Sen bilmedin, ben söyleyemedim...

En ateşlisi sanaydı aşkın...
En güzeli, belkide en büyüğü sanaydı...
Gizli gizli yanardı yüreğimde...
Aşkım büyüktü, ateşi büyüktü,
giz'i hepsinden büyüktü...
Gösteremedim...
Nasıl beni yakıp, erittiğini bilemedin...
Oysa sen buz gibiydin...
Yine de gelmedin...
Nasıl bir yürek büyüttüm sana gizli gizli...
Sen bilmedin, ben söyleyemedim...


Şarkılar yazdım sana, okuyamadım...
Hep yanımdaydın oysa, dokunamadım...

Sana ben hayaller, düşler büyüttüm,
Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm,
Sana ben hummalı aşklar büyüttüm,
Söyleyemedim...

Her şarkıya seni koydum, her şarkıyı sana yakıştırdım...
Sen varsın diye söyledim hepsini ama sana duyuramadım...

Hep benimle olduğunu hiç bilmedin.
Hayalinle yatar, hayalinle kalkardım anlamadın.
 Anlamadığın, hissetmediğin için dokunamazdım sana,
duvarların öyle kalındı ki, yapamadım...

Hayallerimdin işte sen, bütün düşlerimdin...
İyiye, kötüye akan her damla yaş sanaydı, sensiz olmazdı...
Ateş gibiydi işte aşkın, dedim ya yakardı, söndüremezdim...
Ama sen hiç birini bilmedin,
Ben de Söyleyemedim...

 

 

GERÇEKLERİ SİLEMEZSİN,KISA BİR SÜRELİĞİNE ÜZERİNİ ÖRTEBELİRSİN.

ORTAYA ÇIKACAK BİR KAPI MUTLAKA OLACAKTIR...

İŞTE BU YÜZDEN DÜRÜST OL.....


 

 

  sustum..siz sebebini bilmeseniz de olur...
konuştuğum zamanlarda da tanırdım ben sizi...


"Bir ben vardı içimde çok sevdiğim
Kaçtım kendimden çok uzaklara
Baka kaldım ardından umarsızım..!
Yakmış başımı düşmüş uzaklara.."



oysa söyleyeceğim ne çok şey vardı hayata dair..
daha çok gülecektim,d
aha çok sevinecektim ve mutluluk olacaktı gözyaşı sebebim ama sustum..
sebebini sormayın, siz çok iyi bilirsiniz..

sustum..
kanayan yaralarıma tuz bastım yani...
sızladı tenim..o kadar çok yandı ki canım..
ama siz bilmezsiniz...
Sizin kanayan yaralarınınz olmadı hiç,kanattıklarınız oldu hep..
tuz bastıklarınız değil,bastırdıklarınız..
bu yüzden yanmadı canınız sizin..
can yakmaktan fırsat kalmadı...

"Başka bir denizde yüzüyorum artık
Derinlere dalmaktan korkuyorum!
Herşeyi olduğu gibi kabullendim
Neden incittiniz diye sormuyorum.."


evet sustum..
acılarımı anlatmamak için..!!
bilmeyin ne denli ağır yaralarım,
kaybettiğim kan ne denli çok görmeyin..!
sustum konuşmuyorum..
zehirdir kelimelerim duymayın!!
öyle kolay değildir beni dinlemek..
can yakarım konuşursam,kanatırım,kapatılamaz yaralar açarım..
Israr etmeyin....
ben yine sizin için sustum...
anlayamazsınız..

nefret değil suskunluğum..kin asla değil..
ben o kadar basit duygular beslemedim hiç..!
Sustum..
Size sustum,kendi içime kan kustum..
yoruldum..
gidiyorum..

 

 

 
yar..gidiyor musun..?
g
i
t
m
e
...

oysa öyle çok alışmıştım ki...
Farketmiyor musun...
kokun iliğime işlemiş..
GiTMe...

Yar gidiyor musun?
GiTME...

içimde bir korku var...

bu ayrılık değil demen neye gebe?

ne gelecek bu kara günlerin ardından..?
güneşli günler mi...
hayır..!
yağmur,çamur,sel bundan sonrası..!
ayrılık değil deme...
GiTMe...
ayrılık olur bir adım sonrası...

Biliyor musun?
Böyle baslar ayrılıklar ...
yar..gidiyor musun..?
GiTMe...

bu sefer duy feryatlarımı..
Arkanı dönüp rüzgarlar estirme...
bir adım daha atarsan kötü olacak sonum...
gitme...

Gel biraz; kokunu bırak,
Baharımı al; soguktur oralar ...

hadi vazgeç bu deli sevdandan..!
üşürsün,kırılırsın...
Kokun benden başkasına yaramaz aldanırsın..
ağlatılırsın..
GiTMe...

düşme düşümden..ezme yüreğimi..
GiTMe...

Aglıyor musun?
Aglama; hayırlar ugurlar ...

gidiyorsun...
bana arkanı döndün yar..!
bana sırtını dönüp bir adım daha atabildin..!!
yıkılmadın hem de..dağlar gibiydin..geçip gidebildin..
gözlerime bakarken benden vazgeçebildin...
yolun açık olsun..uğurlar olsun..

Gurbete giden döner mi dönmez mi
Belli degil bilirim
Ben bir karaagaç gölgesi buldum
Cebimde ümitlerim...

gittin...dağlar gibiydin..
altında kaldı sevdam..
Karanlıkta kaldım...

ümitlerimi rafa kaldırdım..
sevinçlerim yok artık..
sen gelene kadar güneş yok..
gölgendeyim...

yar..gidiyor musun..?
g
i
t
m
e

 

 

Yüreğine Adı'mı Astım...


Çağır beni, çağırda büyüsün içimde biriktirdiğim bütün yalnızlıklarım!

Adım adım büyür yalnızlık, yürüdükçe devasallaşır kimsesizlik!

Dur!Ne olur Sende gitme!

Yalnızlığın üzerime yüklediği bu sessizlik artık beni boğuyor.

Buradayım baksana karanlığın tam ortasında.

N'olur artık gitme. Sana çok ihtiyacım var.

Kurtulmak istiyorum ama koşamıyorum.
Çaresizlik öyle bir bulaşmışki bu sokaklara takılıp düşüyorum.

Off.. bu kadar mı zor sen, bu kadar mı zor sensizlik!!
Canım o kadar çok acıyor ki..
Artık bağırmak istiyorum sesimin yettiğince.
Bağıra bağıra ağlamak ve haykırmak istiyorum "Anla artık anla!! seni seviyorum" diye.

Ama olmuyor işte. Ve yine o şarkı başlıyor bir uğultu misali;

"gitme nolur gitme itirazlar elimde değil
yalnızım yalnızız yalnızlıklar elimde değil
düşerken son birkez yalana benimsin benim
yalansan yalanı severim elimde değil.."


Biliyormusun.....

"Seyirci kaldıysam bu yürek yangınlarına..Her yıla bir nefes tutar oldum..
Arta kalan küllerden..Kurşuni sevdalara bir adım var..

Lakin..

Yüreğime adım geçmiyor..

Ömür defterimden hüzün yapraklarını yırttım..

Ama..

..Yüreğine adı'mı astım.."

Yüreğine Adı'mı Astım...


 

 

SANA GELSEM

 

ölmesem ama gitsem bu hayattan
benliğimi buldugum tek yere gitsem...
benliğimi buldugum kişi gelse sonra.
sarılsam... ama hiç bırakmasam

ölesiye bir sevdanın çıkmazına girsem...
baksam gözlerine... ama hiç ayırmasam...
sonsuz mutluluga uzansam kollarında...
hiç kalkmasam yanından
ve uyanmasam o guzel ruyamdan...
her gece baslayıp biten ruyalar son bulsa sonra
gerçek olsa birden
artık hayal görmesem ve onsuz yaşamasam...
sevginin derinliklerini onunla tatsam...
aşkı onun gözlerinde görsem sonra...
ve inansam artık gitmeyecegine...
ama diyorum ya işte...
ölmesem ama yinede gitsem bu hayattan...

 

ADIN BATSIN


yüreğime bir gül çizdim kanlı yaş ile
yaktın beni küle döndüm dumana döndüm
nasıl edem nere gidem dertli baş ile
bilemedim teli kırık kemana döndüm
canım aldın, can evimden vurdun ya sende
küstüm sana, faydası yok, geri dönsen de
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın
zaman ola devran döne sen de çekesin
yitiresin umudunu heder olasın
aşka düşe kahrolasın candan bıkasın
ömrün boyu bir kez olsun gülmeyesin
sen ki beni rezil ettin yedi cihanda
yalan oldum talan oldum senin sayende
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın
beni özleyince bir nehir yatağını bulsun
kor düşsün dağlarına, ceylanlar suya insin
sesime bakıpta ağlıyorum sanma
seni özleyince böyle olsun birazda
ayrılıversin yaprak dalından
insan sevdiğinden ayrılıversin
kan damarımdan can pazarından
adam baharından ayrılıversin
dağda dört mevsim erimeyen kar varya
yokluğum öyle erimesin
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın  

 

ONYEDİ YAŞIM GİBİ


Sen benim onyedi yaşımsın,
Deli çağımsın...
Sen benim ayakkabılarımın arkasına ilk basışımsın .
İlk cigaram, ilk ıslığım, ilk kızgınlığım, ilk aldanışımsın.
Sen benim ilk ütülü beyaz gömleğim ,
İlk şiirim, ilk kavgam ,
Yaşamı ilk farkedişimsin .
Sen benim onyedi yaşımsın...
Yazlık sinemanın kapısında saçları taralı bir oğlan.
Cebinde iki gazoz parası
Gönlüne tarifsiz rüzgarlar dolan .
İki film bu akşam,
Birinde Yılmaz Güney oynuyor, birinde Fikret Hakan.
Bak Suat Sayın söylüyor cızırtılı plaktan:
\'...Rüyadır gördüğün bütün düşler ,
Gözlerin aklımı perişan eyler ,
Aşk masalından şarkılar söyler ,
Beni hülyalara salan gözlerin ...\'
Yazlık sinemanın kapısında saçları taralı bir oğlan ,
Bir külah çekirdeği, mangal gibi yüreği var, bilesin...
Sen benim onyedi yaşımsın,
Deli çağımsın...
Aynaya ilk bakışım ,
Babamla ilk kavgam,
Evden ilk kaçışımsın.
Serçeleri sevdimse senden,
Minibüslerde muavinlik ettiysem.
\'Bir Teselli Ver\'i dinlediysem Orhan Gencebay\'dan,
Emirgan\'da çay içtiysem,
Tophane\'de sabahçı kahvelerini öğrendiysem ,
Nerden bildiysem şiirlerini Ümit Yaşar\'ın,
Pazar sabahları kapının önünden geçtiysem,
İçimdeki kıpır kıpır bu soluk nereden ...
Sen benim onyedi yaşımsın,
Deli çağımsın...
Okulu ilk asışım,
İlk kez birine gümüş kolye alışımsın.
Sen benim ilk sakarlığım, ilk tuhaflığım, ilk yakalanışımsın.
Sen benim onyedi yaşımsın...
Mahallenin delikanlısı,
Elleri ceplerinde, dudağında ıslığı,
Başında kavak yelleri.
Şarkılar mırıldanıyor.
\'Zalimin zulmü varsa sevenin Allahı var\' yeni çalıyor 45lik plaklardan.
Hayri Şahin ortalığı kavuruyor.
Mahallenin delikanlısı,
Cebinde iki gazoz parası.
Yüreğinde garip bir pıtırtı
Alışmaya çalışıyor sana alışmaya.
Akşamları işportaya çıkıyor,
Bir defter, bir kalem, bir de çakı alana aynayı bedava veriyor.
Yani günler geçiyor onyedi yaşının bütün tadıyla ...
Sen benim onyedi yaşımsın,
Deli çağımsın...
İlk maça gidişim, Cemil Turan\'ı ilk seyredişim, ilk sevincimsin.
Ben anamın muskasını nasıl astıysam göğsüme öyle güvendiğimsin.
Sabahları eskici geçiyor kapıdan
Karşı komşu Nafile Teyze bakkaldan ekmek istiyor
Çocuklar top kovalıyor mahallenin arsasında
Bir bakıyorum cama da iki güvercin konuyor iyi mi,
Herşey güzel oluyor.
Bu hengame nasıl yakışıyorsa İstanbul\'a bana da aşk öyle yakışıyor.
Anam koş kapa diyor muslukları,üç gündür akmayan sular geliyor.
Ben onyedi yaşındayım, hayat benden yana duruyor ...
Sen benim onyedi yaşımsın,
Deli çağımsın...
Sen benim ayakkabılarımın arkasına ilk basışımsın.
İlk cigaram, ilk ıslığım, ilk kızgınlığım, ilk aldanışımsın.
Sen benim ilk ütülü beyaz gömleğim,
İlk şiirim, ilk kavgam, yaşamı ilk farkedişimsin...
Sen benim onyedi yaşımsın,
Sen benim, sen benim, sen benimsin.
Sen benim herşeyimsin.
Hiçbirşeyimsin, hiçbirşeyimsin ... 
 

 

 

 

SESSİZ TEPE

Yüksek tepenin üzerinde,
Uçurumun kenarındayım,
Her tarafta sessizlik
Sadece rüzgarın sesi.
Binlerce yıldız var üzerimde,
Seni düşünüyorum.
Hatalarını Yanlışlarını Yapmaman gerekenleri düşünüyor,
Acı çekiyorum
Biliyor musun İşin içinden çıkamıyorum..
Sende yardımcı olmuyorsun
Yoruldum artık
Gidiyorum buralardan
Nereye diye sorma bende bilmiyorum.
Sadece bilki gideceğim yerde yeryüzende yaşayan tek bir canlı yok
Hoşcakal sevdiğim. 
 

 

 

 

DUR  GİTME NE OLUR

 

Neden her gece cöküsünde sen gelirsin aklima...
Davetsiz bir misafir misali ugrarsin yanima...
Alir gidersin beni sonu olmuyan ufuklara...
Dur,benle kal desem biliyorumki geldigin gibi gideceksin...
Oysaki kalsan,dinlesen yüregimi sana karsi icimdekileri...
Sana nasil muhtac oldugumu,öksüz cocuklar gibi...
Dile getirsem herseyi,söylüyemediklerimi anlatamadiklarimi...
Birden sus diyiyorum yüregime sus bilmesin hicbirseyi...
Bilsen ne degisecekki,Sen gitmek icin gelmedinmi...
Sahi neden geldin,ne icin demedin hala...
Sensiz ne halde oldugumu görmek icinmi...
Yoksa ben unuttum,oda unutmusmu diyemi geldin...
Ozaman bak gözlerime onlar anlatsin sana...
Sensiz basaramadim,tutunamadim hic birseye...
Sen gittinya,ben öldüm o an ruhum ayrildi bedenimden...
Ondan olsa gerek sadece susuyorum,kin kusuyorum...
Sana degil bu kinim,sana degil bu sitemim....
Ben yanlis zamanda yalan olan seni hayati sevmisimde ölmüsüm...
Simdi gidiyorsunya bir elveda diyerek....
Dur gitme ne olur cansiz bedenimi yak,savur küllerimide öyle git...
Yakki aklim ve hala ardinda bakan gözlerim sende kalmasin....


ADEM YILDIZ  

 

YÜREK SIZIM

Yine cöktü aksam bir elimde sigaram...
Radyoda sarkilar,dalip sana gelmem icin yeterli bunlar...
Yine kendime iskence,yine yüregime aci veriyorum bu gece...
Ben sana yildizim derdim,gökyüzü yildizsiz simdi...
Isiklar aydinlatmiyor o kara gözlerin gibi odami...
Yine bir of yine derin biri sizi icimde...
Unutmaya çalisirken hatirlanan anilar...
Degdinmi bu kadar aciya,gözyasina...
Adini koyamadigim yüreksizim...
Simdi,kime ne söylüyor o sözlerin...
Simdi hangi yüregi yakiyor gözlerin...
Bitmeyen yalanlarinla kimi düsürdün agina...
Daha kac can yakacak,yalan olan sevgin...
Hic düsündünmü kendini,yüregini....
Sende bir an seveceksin...
Seninde birgün yanacak o yüregin...
Atesler saracak bedenini...
Aglamak isteyecek ama agliyamiyacaksin...
Tutunmak istiyecek ama bir dal bulamiyacaksin...
iste o gün anliyacaksin bana cektirdiklerini...
Solup,solup eriyecek o tastan yüregin...
Ama hicbirsey geri dönmüyecek bunu ögreneceksin...


ADEM YILDIZ  

 

Acaba

Dizlerim tutmuyor, kalmadı derman.
Zamansız ölüme çıkartılmış ferman.
Karanlık yolumun sonunda yanan,
Geleceğe ışık sen misin, acaba?

Geceleri perim olup, rüyamda gezen.
Rüzgar olup başımda umarsız esen.
Rüya perilerimin görevini üstlenen.
Huri meleğim sen misin, acaba?

Dost deyip, adını sevda bildiğim.
Yıllarca içimde özlemini duyduğum.
Ararken semada, yerde bulduğum.
Beklenen hayal sen misin, acaba?

Kayıp ruhumu, ruhunda bulduğum.
Daha görmeden gönül verip sevdiğim.
Yıllar boyu sessiz içimde sakladığım.
Ağıtlarıma gözyaşım sen misin, acaba?

Dönmese de dilim türkü deyip söylediğim.
Kalbime nota nota yazıp bestelediğim.
Destan bilip köşe bucak hep anlattığım
Efsane kahramanım sen misin, acaba?


Mustafa Yazgan  

 

 

Caddelerde sisli, puslu bir kis ikindisi.
Agaçlarda salkim salkim eski zamanlardan kalma anilar...
Yapraklarda yere düsmeye hazirlanan yagmur damlalari...
Bir yaprak kipirdiyor iste, göz yaşı bir damla usulca yere düsüyor.
Sen sanki, yapraklarin arasindan bana muzipçe gülüyorsun.
Beni her zaman sasirtirsin zaten. Beni her zaman güldürmeyi bilirsin.
Farkına bile varmadan bir şarkı dökülüyor dudaklarımdan
"Caddelerde rüzgar, aklimda ask var."
 
 

 Rüzgar keskin isligi ile şarkıma eşlik ediyor.
Istasyon Caddesi'nin tenhaligi nedense ilk defa içime dokunuyor.
Arabaya binsem ve birlikte gezdigimiz yerlere gitsem,
evimde siirler okuyarak telefonunu beklesem,
telefonunun gelmedigi zaman seni baska yerlerde arasam.
Sonra sen gelsen yanima, yine "seviyorum" desen,
ben yine senin gözlerinde sorumsuzluga mahkum edilen aşkımı görsem.
Ayrica şarkılar gerçek oldu bu kez.
Caddelerde rüzgar, aklımda ask var.



Bana anlatmak için neler biriktirdin içinde?
Benim sana anlatacağım yeni birşeyler yok.
Dedim ya, her sey ayni.
Ama sanki biraz mahsunluk çöktü üzerime,
bir de gülüşlerim sanki biraz azaldı.
Sen olsaydın hemen anlardın. Sen benim herşeyimdin.
Arkadaşım, dostum, öğretmenim, talebem, sevdiğim.

 



Yalnizim, üşüyorum, özlediğimse çok uzaklarda.
Bahçeme melekler yağıyor, hepsi de tanıdık.
Senden doğan, gözlerinde hayat bulan, bizi koruyan,
kollayan ve en önemlisi ikimizi bir araya getiren melekler...
Son kez yine seninle gezmistik oralari.
Sen kimbilir belki de, uzak bir kitanin, uzak bir sehrindesin simdi.
Benimse herseyim ayni.
Geceleri bodrum katlarina yagmur daha çok yagiyormus,
bugünlerde bir tek bunu ögrendim.
Bir de geceleri daha uzun sanki, bitmek bilmiyor.



Biliyorum, ikimizde yoktuk bu aşk başladığında

ve çok iyi biliyorum,

sonsuzluğa mahkum edildi bizim aşkımız

Dedim ya, beni merak etme. üzülmüyorum.

Yalnızca biraz, biraz üşüyorum...

 

 

 

Kimsenin bilmediği,kimsenin görmediği
Bir dünyam var benim
Kalbimin derinliklerinde sakladığım bir dünyam
Orada sadece;
Ben ve benim istediklerim yaşayabilir
Sadece izin verdiklerim girebilir...
Sen...
Sen sadece dış dünyamda olabilirsin...
Sadece orada!!
Sadece orada yaşayabilirsin...
Birde hayallerim var...
İmkansız,oluşamayan hayaller...
Sen...
Sen benim hayallerimi bile süsleyemezsin...
Sadece kirletirsin onları!!!
Sahte dünyamda iki değerlim var
Biri kimsenin bilmediği dünyam
Diğeri ise hayallerim...
Sen...
Bir zamanlar en değerlimdin
Şimdi sıradan kum bile değilsin...


October 25

ş

Türkiye'nin yine yürekleri yanıyor. Türk anne babalarının yürekleri yanarken dünya sadece seyrediyor.
Teröristlerin üzerinden ABD 'ye ait silahlar çıkıyor. Gencecik masum insanlar patlayan bombalarla hayatını kaybediyor.

Eskiden bir iki şehit haberi duyarken şimdi onlarcasını aynı günde, aynı anda duyuyoruz.
Anneler evlatlarının bayramda elini öpmesini beklerken, bayrama dört gün kala al bayrağa sarılı naaşları geliyor.

Peki bunun suçlusu kim ? Kim bizim evlatlarımızı şehit ediyor ? Kim ülkemizde kaos yaratmaya çalışıyor ?
 

Tüm bu yaşananların sorumlusu kim ?

Siz hiç üstünüze alınmayın. Ben vatanseverim, içim yanıyor diye kendinizi teselli edin.

Eğer bu ülkede yıllardır terör bitirilemiyorsa suçlusu biziz. Terör ve teröristler her geçen gün güçleniyorsa suçlusu biziz.

Kimse kendini kenara çekmesin. Ben sağcıyım, ben solcuyum, ben MHP'liyim, ben şehit annesiyim, ben şehit babasıyım,
ben şehit eşiyim ben şehit kardeşiyim, ben şehit arkadaşıyım demesin.

Eğer biz 30 bin şehit vermişsek, 30 bin şehidin 30 bin annesi, 30 bin babası, 30 bin eşi, 30 bin arkadaşı ve 90 bin çocuğu var demektir.

Hangi şehit annesi, babası, kardeşi, eşi, çocuğu ve arkadaşı ABD konsolosluğu önüne dikildi. Kim Taksim'de,
Anıtkabir'de, Ulus'ta, İzmir Alsancak'ta veya başka bir şehirde açlık grevi yaptı ?
 

Hani ateş düştüğü yeri yakıyordu ? Neden ateşin düştüğü binlerce insan dünyayı ayağa kaldıracak bir eylem yapmadı ?
Eylem denilince yakmak yıkmak değil, bağırmak hakaret etmek değil.

İçimizdeki yangını dünyaya göstermeliydik.

Annelerimiz ağlamaktan daha büyük işler yapmalıydı. Benim oğlum üzerinde USA yazan silahlarla şehit edildi. Sen hala dost ve müttefikimiz misin demeliydi?



70 milyonluk Türkiye'de 651 bin şehit fotoğrafı gönderildi. 


 
 
Merhum Akif bize sesleniyor:

Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:

Ey dipdiri meyyit, "İki el bir baş içindir."
Davransana... Eller de senin, baş da senindir!
His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.


Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?
Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?
Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?
Esbâbı elinden atarak ye'se yapıştın!

Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan
Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.
Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!
Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!

Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın
Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?
Ye's öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.
Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!

Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;
Me'yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar
Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez...
En korkulu câni gibi ye'sin yüzü gülmez!
Mâdâm ki alçaklığı bir, ye's ile sirkin;

Mâdâm ki ondan daha mel'un daha çirkin
Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman,
Nevmid olarak rahmet-i mev'ûd-u Hudâ'dan,
Hüsrâna rıza verme... Çalış... Azmi bırakma;
Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!

Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...
Sesler de: "Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş!"
Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,
Tek kol da demiyor bir tarafından!

Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.

Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...
Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var.


Feryâd ile kurtulması me'mûl ise haykır!
Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!
'İş bitti... Sebâtın sonu yoktur!' deme, yılma.
Ey millet-i merhûme, sakın ye'se kapılma.


Mehmet Akif Ersoy
14 Mart 1913

 
 
 

ŞEHİDE SESLENİŞ

Aylardır uyku nedir bilmez bu gözler oğul,
Bir günlükmüş , meğer söylenen sözler,
Bir günlükmüş, ardından toplanan kalabalık,
Bir namazlıkmış meğer saltanatın…

Şükür ki şehitsin, şükür ki cennettesin…
Tesellim bu oğul, bulutların üstündesin…

Aylardır konuşmaz olmuş, susmuş bu dil oğul,
Nice ana kuzusu şehit oldu, senden sonra,
Nice yürekler yandı, nice ocaklar,
Yine yanan yalnız biz olduk oğul,
Bizse unutulduk…

Şükür ki şehitsin, şükür ki cennettesin…
Tesellim bu oğul, bulutların üstündesin…

 

BÖYLE DİLEKÇE YAZAN OLDUMU HİÇ?      

     Hesapladınız mı hiç?
     Kaç şehit olmuş terör can almaya başladığından beri?
     Anaları babaları nasıl yandı, yanıyorlar.

Bağırlarına vatanlarını nasıl basıyorlar ve "Vatan Sağolsun" diyorlar gördünüz mü hiç?
     Gelinler, nişanlılar nasıl arıyorlar, özlüyorlar düşündünüz mü hiç?
     Biliyor musunuz siz, onların çocukları ne yapıyor?
     Gördünüz mü hiç mezarı başında oğlu babasına nasıl selam duruyor?
     Basında çıkan haberlerin kaçına gerçekten yüreğiniz sızlıyor?
     Kaçınız gitti Şehitliği ziyarete, oradakileri görmeye, el açıp dua etmeye?
Kaçınız gitti ailelerini ziyarete, acılarını paylaşmaya, sıkıntılarını dinlemeye?

Bir nebze de olsa o acılarına kaçınız ortak oldu? Onlar bu vatana evlatlarını verdi, bağırlarına vatanlarını bastı.
     Sizde onları bağrınıza hiç bastınız mı?

Sordunuz mu hiç yanan yüreğine nasıl derman olurum diye?
     Ya onlar gibi olsaydınız, şehit olan evladınızın birliğine böyle bir dilekçe yazabilir miydiniz daha evladınızın teni toprakla buluşmadan.
     Dilekçe:

     "Tunceli İli Nazimiye İlçesi"nde teröristlerle girmiş olduğu çatışmada şehit olan oğlum jandarma komando........ nın geriye kalan askerliğini babası olarak tamamlamak istiyorum. Gereğini arz ederim."

     Dilekçe Kars"tan gönderilmiş. Tunceli İl Jandarma Komutanı da buna cevap yazmış:

     Komutanın cevabı

     "GÖNDERMİŞ olduğunuz 25.06.1999 tarihli dilekçeniz tarafımızdan alınmış olup, bu asil davranışınız bize güç vermiş, son derece duygulandırmış ve gücümüze güç katmıştır.
     Bizler, değerli şehidimizin komutanları ve silah arkadaşları olarak, aziz vatanın bölünmez bütünlüğüne kasteden hainlerin dersini vermek, hadlerini bildirmek ve şehitlerimizin ruhlarını şad etmek için, bu aziz vatan topraklarından olan Tunceli"deyiz.
     Hiç şüpheniz ve kuşkunuz olmasın ki; komutanları ve silah arkadaşları, şehitlerinin kanını yerde koymayacak, hainlere gereken dersi verecek ve kanlarının son damlasına kadar, bu vatanın birlik, beraberlik ve esenliği için hayatlarını ortaya koyacaktır.
     Siz ve kıymetli aileniz, memleketimizde rahat ve huzurlu olun. Şehitlerimizin bıraktığı yerden, kendi komutanları ve silah arkadaşları olarak, kutsal vatan görevine devam ediyoruz. Bu takdire şayan düşüncelerinizden dolayı şükranlarımızı sunar, size görev verildiğinde, yanımızda olacağınızı içtenlikle bilerek saygılar sunarız.

                                        Osman Eker...
                                        Jandarma Kurmay Albay...
                                        Tunceli İl J. Komutanı..."
     
     Vatanın bölünmez bütünlüğünü, bağımsızlığının ve hürriyetinin ilelebet devam etmesi için, kanının son damlasına kadar bayrağının göklerde sonsuza kadar dalgalanması uğruna, içindeki imanla düşmanla savaşmaya koşan, tarihe destanlar yazdıran ecdatlarımızın, Er ve Komutanlarımızın, vatan sevdalılarının, cepheye mermi taşıyan anaların, çocukların, tüm gazilerin ve şehitlerin, bu vatanın hayrı için bir çivi dahi çakanların hepsinden ALLAH razı olsun.
     Kabirleri nur, makamları cennet olsun.
     Gözyaşları rahmet olsun.
     Çanakkale ve İstiklal savaşlarımızın şehitleri kadar,

Vatanın bölünmemesi için terörle uğraşan şehit evlat ve kardeşlerimiz de aynı değerde şehitlerimizdir.
     Onları da rahmetle anmayı, duayı da unutmayalım.

     Milli şairimiz Mehmet Akif'in dediği gibi;

   
  "Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker
     Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer"

   
  Ruhunuz Şad olsun..

   

 
20 sinde asil bir mehmetçiğin yazdığı şiir.. 
Şehit edilişinden sonra göğüs cebinden çıkar ve o günden bu yana
bu sade ve net vasiyetsel şiir her mehmetçiğin notları arasında bulunur.
 
Olur ya bir çatışmada ölürsem
Arkamdan yas tutmayın
Bırakın toprağımda rahat uyuyayım
Bedenimden elbisemi çıkarmayın
Onlar benim gururumdur
Ölünce kefenim olacak
Başımdan beremi çıkarmayın
O benim şanım şerefim olacak
Ayağımdan botları çıkarmayın
Onlar nice yollar aşacak
Sırat köprüsünden geçecek
Elimden tüfeğimi almayın
O benim namusumdur
Mezarıma sembol olacak
Yaramın kanını silmeyin
Ahirette hesabı sorulacak
Göğsümden kör kurşunu çıkarmayın
O benim madalyam olacak

 

BAYRAK SIIRI

Ey mavi göklerin beyaz ve kizil süsü

Kiz kardesimin gelinligi, sehidimin son örtüsü.

Isık Isık, dalga dalga bayragim,

Senin destanini okudum  Senin destanini yazacagim,

 Sana benim gözümle bakmayanin 

Mezarini kazacagim,

 seni selamlamadan ucan kusun Yuvasini bozacagim,

Dalgalandigin yerde ne korku ne keder,

Gölgende bana da bana da yer ver.

Sabah olmasin günler dogmasin ne cikar,

 Yurda ay yildizin isigi yeter,

Savas bizi karli daglara götürdügü gün,

Kizilliginda sigindik,

Dalgalardan cöllere düsürdügü Gölgene sigindik,

 Ey simdi süzgün rüzgârlarda dalgali Barisin güvercini,

savasin kartali Yüksek yerlerde acan cicegim

Senin altinda dogdum Senin dibinde ölecegim,

Tarihim, serefim, siirim, her seyim

Yer yüzünde yer begen, Nereye dikilmek istersen,

Söyle seni oraya dikeyim.

 

 

Image Hosted by ImageShack.us

 

 

 

YILGINLIĞA İNAT

 

Düşümde gördüm seni
Oturmuştun duvarın dibine düşünüyordun
Sararıp solmuştu benzin
Ağlamaklı mı neydi gözlerin
Puslu bir vakit düşmüştü ufkuma
Pek fark edemedim


Düşümde gördüm seni
Oturmuştun duvar dibine
Elinde sazın
Bizim türkümüzü söylüyordun
Urun urun yükseliyordu bozgunlar
Onurlu ölümlerde yaşanan
Ak alınlı çocuklara dağlara dağlara diyordun

 

Düşümde gördüm seni
Uzanmıştın ranzana
Gün aşırı şiirler okuyordun
Kavlimize tutkun gökçen soylu
Sevdalardan yana
Aldırma boş ver demiyorum sana
Bilirim ki sen sevdayı
Hoşnut kavgalarla yan yana
Parmaklık parmaklık işlersin
Gün ola harman ola diyen yüreklere


Düşümde gördüm seni
Yalçın kayalıklara yaslanmıştın
Ötüken mi Tanrı dağları mı bilmem
Kurt başlı tuğun elinde
Böteçine önünde
Oğuz’un boyuna selam diyordu bakışların

Düşümde gördüm seni
Çin seddine Kürşad’dı çehren
Ama kollarında kelepçe ayağında pranga vardı
Kan mı damlıyordu ne yüreğinden
Puslu bir vakit düşmüştü ufkuma
Pek farkedemedim
 

Düşümde gördüm seni
Sevdası gurbet olmuş bir karakışta
Yolcu ediliyordun arkadaşlarının omuzunda
Yamtar'ların, Sancar'ların, Afşın'ların uçmağına
Marşlar söylüyorduk ardından
Yastığımız mezar taşı
Yorganımız kar olsun
Biz bu yoldan dönersek
Namus bize ar olsun


Düşümde gördüm seni
İrem bağlarında ab-ı kevser içiyordun
Kıvılcımlar çıkıyordu gözlerinden
Ak alınlı çocuklara
Yılgınlığa inat
Dağlara dağlara diyordun


 ALİŞAN SATILMIŞ

 

 

CANLARIM... 

CANIMIZI YAKTINIZ   


 

 

 
 
 
Hüzünlüyüm bu akşam,
sol yanımda bir sızı, anneciğim neredesin...
Gece karanlık, pusu hain, kurşun canım ağrıtmazdı ama bu hainlik olmasaydı...
Kardeş dediğim, ekmeğimi bölüştüğüm, Çanakkale'de, Kurtuluş'ta, Malazgirt'te
omuz omuza verdiğim kardeşim...
Bu vatan bu toprak sahipsiz değil,
sahipsiz değil ağlayan yürekler...
Sol yanım ağrıyor, içimde derin bir sızı,
anneciğim nerdesin...
Dağ yaşadım, taş yaşadım kurda kuşa bölüştüm,
bir sen anlamdın, bir sen duymadın...
Yüreğim yaralı, gözlerim yaşlı...
 
Bir duyarlılık yüreğiyle daha ne kadar yazılır ki, hangi sözle anlatır ki...
Bu kaçıncı ölüm haberleri, bu kaçıncı şehit verdiğim...
Ekmeğimi, yüreğimi ve toprağımı bölüştüğüm insanlar,
 ey yüreği fena halde kandırılmış insanlar,
aldatılmışlığın ağır uykusunda uyanın...
Siyonist ve emperyal güç ve şer odakların oyuncağı olmayın, alet olmayın...
Yeter akıtılan kanlar.
Teröre, şiddete, hainliğe lanet olsun...
Bu kaçıncı lanet, bu kaçıncı yakarış...
Hep iyiden yana, hep güzellikten yana yüreğimi ortaya koydum.
Bu satırları yazmak istemezdim.
Umarım bu son yazdığım acı sözler olur...
Birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır,
şimdi kenetlenme zamandır...
Siz iyi olun, sevgiyle kalın, sol yanım ağrısın...
 
 
 

BU İŞ YA  BİTECEK

 

YA BİTECEK




 
 

 
 

 































 
 
 
ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ…..!!!!!
 


 
 


 
 
 
Biz
düşman değiliz
Yalnız
insanlığın düşmanı olanların
düşmanıyız...

 
 
Her günüm cenaze her günüm şehit
Bunların sebebi bir it oğlu it
Uyan Türk evladı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu vatan



 

 

 

  şehitlerimiz 
 

 


 

 
 

Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün. Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün. Gölgene sığındık.
Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum, Senin dibinde öleceğim.
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim ! 

 

DÖN DİYEMEDİM

 




Bir sevda dudağında tutsak kaldı özlemim
uzun kara trenler alıp götürdü seni
hasret boyu uzayan raylara döküldü gözlerim
bütün insanlar ağladı sen giderken.
bütün istasyonlar gözyaşlarına boğuldu
bir ben ağlamadım inanki, bir ben
ince bir duman gibi kaybolup gittin

 


oysa seni sevdiğimi söylememiştim daha
sensiz yaşamayacağımı,
sana aşkımı anlatamamıştım
gitme kal, giden ben olayım
gitme kal diyemedim
kahrolası gururum, kahrolası dilim

arkanı dönüp giderken
hıçkırıklar düğümlendi boğazıma
kızdım ,bağırdım , haykırdım, isyan ettim
yine de seni sevdiğimi söylemedim



ardında ağlayan bir çift göz
paramparça bir yürek
ve dalları kırılmış bir ağaç gibi baktım
ama gitme kal diyemedim
kahrolası gururum, kahrolası dilim


Başta kolay değildi çekindim çok zor oldu söyleyemedim
Sonra unuttum neden yaptığım hataları döndüremedim


gittin hayallerim ardında yaprak yaprak düşüyordu
bir çocuk üşüyordu elleri cebinde
dalında bir gelincik ağlıyordu
bir dağ yanıyordu içimde
gitme, gidersen baharda git
sonbaharda gitme
yapraklar düşmesin ardında
diyemedim



kızdım ,bağırdım , haykırdım, isyan ettim
yine de seni sevdiğimi söylemedim
kahrolası gururum, kahrolası dilim
gitme kal diyemedim


Kırgın değilim kendim seçtim aslında yalnızlığımı
Sevdim ben olmayı seninle sensizliğimle
Dargın değilim kaldığım uzak diyarların kıyılarında
Sevdim ben olmayı seninle sensizliğimle


.../
bir rüzgara açarım şimdi kalbimi
bir de sulara
alıp getirsinler diye sevgimi sana


Sebepsiz tuttum kendimi senden
İnkar ettim sarıldım yalnızlığıma
Sonra yıkıldım neden ben sana dön diyemedim




bir tutam sevgiydi yaşam kalbimde
bir yudum hasret oldu
döküldü gözlerimde tane tane





Kısa 1 mola vermek istiyorum, izin verir misin HAYAT?
Gerçekler sancı yapıyor, az 1 düş alıp döneceğim...
Senden ricalarımı anlatmam zor sana..
Neolur çokgörme bana hayatı.
Neolur dokunma..
ACITMA!
Gülümsememi sever sevdiğim en çok,
bari AĞLATMA!
 

Sen, gelinceye kadar; Pencerem kapalı duracak,
Rüzgâr gelmesin diye.

Artık, perdeleri açmayacağım... 

Gün ışığı girmesin diye.

Sonra, kahrolacağım.

Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta...

Ve günlerce, gecelerce haykıracağım

Nerdesin diye...????

 

Hani gitmeyecektin

Hep yanımda olacaktı sevgin

Nefesinin buğusuyla yaşayacaktım oysa

Sana biçtiğim sevdamla coşacaktım mecnun misali

Leyla seni mecnun beni kıskanacaktı o zaman

Bana söz vermiştin

Hatırladın mı ?

Hani gitmeycektin ?

Hani gitmeyecektin ?


 

 

Hani bi kelebek yakalarsın ya avcunun içinde

 sonra bakmak görmek istersin yaşıyor mu diye.
Baksan kaçacak sımsıkı tutsan ölecek

işte sevmek böyle bişey
Şimdi rüzgar geçiyor BeyazPenceremden

 

aşkımı itiraf ediyorum

 

 

        

 

 Alıntı

 

 

img_title

 

 

 

 

 

         EY ZİYARETÇİ.

O KADAR ALANIMA GELDİN DOLAŞTIN.

EH ŞİMDİ ÇIKARKEN İKİ SATIR ÇIZIKTIRIRSIN DEĞİL Mİ?

BAK AMA HALA DURUYORSUN.

ÇIZIKTIR ARTIK.

 

Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
ayşegülwrote:

YAR O KI...
Falan, dagin ardinda;
Seslen, seslen, isitmez
Filan toprak altinda;
Goz yaslari diriltmez
 
Neye vardin, vardin da?
Ufuk varmakla bitmez.
Bir sey goster kadinda,
Tilsimini eskitmez
 
Yar o ki, hep yadinda;
Eskimez ve eskitmez.
Muradi muradinda,
Seni birakip gitmez
 
               N.F.Kisakurek
                   (Cile)
 

hayırlı akşamlar..

Aug. 20
Picture of Anonymous
ımmortAL wrote:
 

         Sêvmêk Kølâÿ dêgîL ßâ$â gêLmêsîñ. ûmîtsîz ß1r Ä$k'â kîmsê Dû$mê$îñ, Tâñrî Kîmsêÿê ßøÿlê ß1r Dêrt  vêrmêsîñ. ''ßêñ Ä$k'Iñ KâhrIñI ¢êkêmêz øldum


ahmet

Ağlarsam sensizliğe ağlarım

Bir nehir kenarında imlalarımı düşürdüm cebimden,
Baktı yüzüme mavi gecenin yıldızları,
Sırtımda taşıdığım,
Yüreğimde yaşadığım bir sendin sevdiğim,
Bir çocuk neşesi kopardı beni dalımdan,
Ben bahar oldum sana,
Ürkek,çekingen ve bir o kadar utangaç,
Vurgun yedim sevdanın kollarında,

Öyle hızlı okuma sana yazdıklarımı,
Yüreğimden başla hayata direnişe,
Ve bak gökyüzüme,
Aşk beni anlatıyor uykularına,
Anlattıkça unutturuyor yalnızlıklarımı,
Durmak bana göre değil sevdiğim,
Ben sen olurum,
Gözlerin,ellerin,
Yüreğin kalırım yaşadığın zamana,

İmlalar beni aşar cümlelerde,
Kör bir cellada bırakılırım şiirlerde,
Uzat ellerini özlediğim,gitmeden sen,
Ağlarsam ben,
Yalnız sensizliğe ağlarım...

 
 

 

 
Goto Sohbet_edelim chat group   www.xat.com/sohbet_edelim Hoş Sohbetler 

Sohbet anasayfasına gitmek için=   TIKLAYINIZ

 

Spacesin Çok güzel olmuş ellerine sağlık in$ hediyemizi begenirsin.Hayatında bol şans.Grş üzere

July 2
No namewrote:
İnallı Kasabası
 Gülümseme Tıkla Logonun üzerine  Gülümseme
June 10
ahmed akwrote:

gül resimleri

Kays anlamıştı,dünyanın bir gam yurdu olduğunu. Anlamıştı daha ilk günden,buraya dert ve üzüntü çekmeye gelindiğini. Anlamıştı insanlara “gönül”verildiğini ve ezelde aşkın yaratıldığını. Anlamıştı güzeli ve güzelliği.Anlamıştı ilahi sırrı,insanın bir ayna olduğunu ve Yaradan’ın onda kendisini temaşa ettiğini. Eksikliğini anlamıştı. Aynaya aksetmeyen görüntüyü arıyordu. Öteki yarısı yok gibiydi. Kendisini tamamlayacak güzeli arıyordu ve öteki yarısını aramanın niceliğini anlamıştı. O alalade bir çocuk değildi. O bir sevda çekirdeğiydi. Onda kainatın en büyük aşklarından biri yüklüydü. Anladığı da oydu zaten. Bu sebeple ağlıyordu. Onun için ağlıyordu!O’nun için ağlıyordu!!O’nu arayıp bulmaya vasıta olacak öteki yarısı için ağlıyordu. Doğmuştu öteki yarısı ,aynı gecede .Kimseler bilmiyordu bunu ,bilemiyordu..Bilemezdi de. Amiroğulları’nın bi başka beyi Mehdi b.sa’d’ın çadırında doğmuştu Leyla.. Leyla “geceye dair,gece gözlü ,gece saçlı “demekti.Sonradan gece bahtlı da olacaktı. Kays’ın çığlıkları ,işte bu gece renkli güzel için idi. “Güzel” ne kelime !...Kays’ın ruhu ve canı .Güzelsiz ,güzelliksiz Kays olur mu?Misk ,kokmazlık yapabilir mi  Kays ,sevmezlik edebilir mi?Evet ,Kays dadılarını sevmedi,sevemedi ,bir türlü. Tesadüf,bir hilal kaşlı peri–peyker,onu kucağına almıştı. Kesiliverdi çığlıklar,ağlayışlar ,göz yaşları.İlk defa gözlerini açıp uzun uzun baktı bu güzelliğe Kays. Güldü,gülümsedi o mah- cemale. Ah güzellik!..Allah’ın bitmez tükenmez ;sonsuz eksiksiz kudretinin eseri!..İmanın delili ,adem olmanın idraki.O’ndan bir zerre.Zat’ından bir nişane!Aşkın yegane vasıtası!.. Elinde oldukça güldü o güzelin;elinden indikçe ağladı Kays.Artık başkaca ne mürebbi,ne daye!... Bir yandan Amiri “Evlat cevherine bedeldir;evlat bırakan ad bırakır. Emel sandığıma inci doldu,niyet mumum parladı” diye sevinirken öte yanda Kays ‘ın gönlünde şu münacat vardı: -Biliyorum Rabbim!Gam tuzağıdır varlık .Hür olmaz yoklukladır. Ey cefacı dünya!Bildim sendeki kederin çokluğunu. Keder çekmeye arkadaş isterim.Ey felek! Her nerede gam varsa ,gönder benim kederli gönlüme ve sonra bütün alemi gamdan azad et.Bu yolda azaltma nasibimi!Bana aşk ver.Ne geldiğimi bileyim,cihana ;ne de zamanın nice olduğunu! Güzel daye Kays’ı canıyla besler ,süt yerine ciğer kanını sunardı.Bu güzel,ona sevgi emzirir;aşk içirirdi.Kays bir ay parçası,güzel daye halesi.Her geçen gün ona bir kadeh aşk şarabı verirdi,aşk tuzağı ayağını tam bağlasın diye. Zaman!..Ah zaman!..Hem dost ,hem düşman. Hem mazlum,hem zalim.Aktıkça köpüren bir nehir.Yiğide ayak bağı ,namerde at meydanı. Sevdaya tuzak,nefrete dost. Aktıkça ,iyi ile kötünün ;iyilik ile kötülüğün yolunu ayırıcı. Rahmette zahmet;zahmette rahmet madeni... Hayırda şer;şerde hayır gizleyen sır. Gel zaman;git zaman!..

                       (Leyla ile Mecnun–İskender Pala)



selam ve dua ile kardeşim
May 31
kemalwrote:
S.A. Kardeşim Hayırlı günler diliyorum. Allaha emanet ol.
 


Dostları olmalı insanın,

aynen gemilerin limanları gibi.
Zaman zaman uğradığın ,yükünü boşalttığın,
dalgalar dininceye kadar beklediğin koyunda
Sonra açık denizlere uğurlamalı seni,
geri döneceğin günü bekleme umuduyla.
Bazen rüzgara o açmalı yelkenini,
yanağına konan bir öpücüğün çoşkusuyla,
halatlarını çözmeli,
seni çok ama çok özlemeli.

Dostları olmalı insanın;
ermiş,bilge,hayatı ezbere okuyabilen.
Düşünmediklerini düşündüren,
seni bir cambaz ipinde,güvende tutabilen,
gerektiğinde senin iç ateşi yutabilen,
Yolunu ışıtan ustan olmalı.
Şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini.
Sana vermeli soğuk bir kış gününde
üzerindeki tek gömleğini...
 
KENDİNE İYİ BAK...
May 15
ayşegülwrote:

spacn çok hoş olmuş eline yüreğine sağlık..

May 1
Feb. 26
Feb. 26
 
 
 
 
türkçemizin başkenti karamandan selamlar...başarılar..
Feb. 10
Kemal Arıwrote:
S.A. Hayırlı sabahlar canım arkadaşım. Allah yar ve yardımcın olsun. Hoşca kalll....
 
 

 

 

 

 

SENDEMİ CAN


Yiktılar sevgi dolu bu devi derken ağlıyordun,
Neleri nasil yaşadığımı hani sen anlıyordun,
Ayni cehennemdeydik ya can birlikte yanıyordun,
Elmi olduk be Can yoksa sendemi?...


Gülerek girildi yalniz mütevazi ama mahsun dünyama,
Nester vardi ellerinde derman olunacaktı yaralarıma,
Hep kalbsizler çikti karşıma, onlar girdi günahıma,
Neden şimdi yalnızım be Can yoksa sendemi?...


Hatırlarmısın Can ben güldüreceğım seni demiştin,
Hani adam gibi adamdim, hani içten sevmiştin,
Hani kader çikarmıştı karşına, hani haketmiştim,
Bu yaş ne gözlerimde be Can yoksa sendemi?...

Aramayacağım bundan böyle kendi geliyor dertler,
Aşk hikayelerinde kalmış gerçek sevgiler,
Yalnızlık ve hasretler sanki iliklerimdeler,
Neden yoksun yanımda be Can yoksa sendemi?...

Feb. 6
Ermeni Sorunu

ERMENİ YALANLARINA KARŞI ÖNEMLİ BİR SİTE DESTEKLERİNİZİ BEKLERİZ.
Nov. 26
aFaTSuMwrote:
BİR DE ÖZÜR DİLERİM ÇALAN ŞARKI  MURAT GÖĞEBAKAN AMA ŞARKININ İSMİNİ NOT DÜŞERSENİZ ÇOK MEMNUN OLURUMM A.E.OL KİB
Nov. 6
aFaTSuMwrote:
SELAMUNALEYKUM  SAYFANIZ ÇOK HOŞ GÜZEL OLMUŞ AÇIKCASI BİR ŞAHESER YARATMIŞINIZ DÖKTÜRMÜŞÜNÜZ ELİNİZE KLAWYENİZE EN ÖNEMLİSİDE YÜREĞİNİZE KALBİNİZE SAĞLIK  BU VATAN BÖLÜNMEZ ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN ALLAH A EMANET OLUN HAYIRLI GÜNLER OLSUN İNŞALLAH.
Nov. 6

 

Image and video hosting by TinyPic  Image and video hosting by TinyPic  Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic   Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic  Image and video hosting by TinyPic  Image and video hosting by TinyPic 

gsan0ba95459147a43a247dbr0.gif picture by perfectlove_bucket 

Image and video hosting by TinyPic  Image and video hosting by TinyPic  Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic   Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic  Image and video hosting by TinyPic  Image and video hosting by TinyPic 

De todas as flores que

 colhemos nos campos,

a Amizade é
o único sentimento

que os ventos podem soprar,

 mas, suas pétalas jamais cairão.

BEIJOS NO CORAÇÃO

 

  TinyPic image

THANK YOU FOR YOUR FRIENDSHIP
Friends Forever

 

 TinyPic image 

 

Nov. 5
s.a   kardesim  alanız  cok   guzel olmus ellerinize   saglık
Nov. 3
kemalwrote:
S.A. Spacesiniz çok güzel. insanın ayrılası gelmiyor. Allah emeğinin karşılığını er iki cihanda versin. Allaha emanet ol. yi bak Hoşca kalll
 
gittin hayallerim ardında yaprak yaprak düşüyordu
bir çocuk üşüyordu elleri cebinde
dalında bir gelincik ağlıyordu
bir dağ yanıyordu içimde
gitme, gidersen baharda git
sonbaharda gitme
yapraklar düşmesin ardında
diyemedim



kızdım ,bağırdım , haykırdım, isyan ettim
yine de seni sevdiğimi söylemedim
kahrolası gururum, kahrolası dilim
gitme kal diyemedim


Nov. 1
slmlr ellerinize emeginize saglık sayfanız güzel olmuş.şehitler için hazırladıgınız .ne mutlu türküm deyene.a,e,o

glitter-graphics.com
Oct. 31