|
|
Alıntı KADIN DEDİĞİN
Kadın dediğin güzel olacak arkadaş . Şöyle savurdu mu eteğini, ruhun rüzgarına kayacak. Bacakların, Ayakların, bilekten bağlı ayakkabıya tutunan parmakların, seyrine doyamayacaksın. Bakımlı olacak kadın dediğin .saçları ipek , topukları pembe, boynu İnce, salındı mı kuğu gibi zarif olacak ve zarifliğinin ortasında bir hanımefendi barındıracak. Güzel olacak ama kaşı, gözü, bacağı, iki meme ucundan önce, sözü doğru, ruhu aydınlık olacak, güzelliği komple olacak. Korkmayacaksın gecenin bir vakti sol cenapta yüzünü gördüğünde. Yeni bir kabus gibi yaşamayacaksın gerçeği de. Güzel olacak ama, aklını evde tutacak kadar da akıllı.... Seni elinin tersiyle değil, avucunun içiyle kavrayacak... Bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz beni böyle. Rahat olacaksın yanında, çok konuşmayacak, beynini didiklemeyecek küçük kurtçuklarla. Sıradan ve kabullenir yaşamanın ne demek olduğunu sindirmiş olacak içine.. asla şatafat düşkünü olmayacak. Doğum günlerinde bir sıcacık öpücüğün yerini, tek taş bir de beears’ın alamayacağını algılayacak kadar doygun olacak. Hatırlaman yetecek özel günleri, pahalı bir hediyeyle savuşturmadan. Sadeliğin içinde farkedilir olabilmeyi, gösterişli kıyafetle bir tutmayacak. Duruşu, oturuşu, yürüyüşü abartılı değil, basit hiç değil, sadelikten oluşacak. Kendini süs bebeği gibi ortaya atıp, fingirdeşmeyecek başkalarıyla. Ekonomiden, politikadan, milli maçlardan ve kültürel olaylardan haberi olacak. Bizi kim yönetir, nasıl yönetir , demokrasi , monarşi, oligarşi nedir bilecek, saf hatun numarasıyla cahilliğini güzelliğiyle örtmeye yeltenmeyecek. Gezip, eğlenmesini bildiği kadar, pazar parasını kozmetiğe yatırmaması gerektiğini, domatesin, ekmeğin, soğanın, kıymanın kaç para olduğunu bilecek. Cak cak telefonda konuşup, niye böyle fatura geldi hayret tribine girmeyecek. Eşini dostunu kollayacak ama içi vıcık vıcık dedikodu yumağının içinde kaybolmayacak. Marka düşkünü, moda düşkünü olmayacak kesinlikle... Takip edecek ancak yakışanı seçecek. Sökük, paça boyu, fermuar dikmeyi bilecek, her seferinde terzi aranmayacak pırnık pırnık. Elinden her iş gelecek. Marifetlerini sadece seni elde ederken değil, seni elde tutarken de gösterecek ve tüm bunlar içinden gelecek içinden, göstermelik olmayacak. Adamın siniri bozmayacak, tepesini attırmayacak, cinleri başına toplamayacak, körolası dilini gerektiğinde yutacak.. Çarşı pazar görmesini, sana don kilot almasını, gömlek ayakkabı numaranı bilecek... Ve zevki seni giydirecek kadar yerinde olacak, kendisini giydirmeyi bildiği gibi. Orada burada dedikodu yapmayacak, laf taşımayacak, ayıkla pirincin taşını durumlarına sokmayacak. Ortalık yerde kahkahalarıyla sebepsiz çınlamayacak. Dekoltenin dozunu kaçırmayacak ama sıkı sıkıya da kendini ambalajlamayacak. Açık saçık olan elbisesi değil, sana olan ilgisi olacak ve bunu gösterebilecek medeniyeti... Onu bir kediyi sever gibi seveceksin yanıbaşında ve huzurla... Öyle ’çağırdım, gelmedin, geç kaldın, aramadın, sormadın, kiminleydin, Hesap ver’ yapmayacak. Sana yüreğiyle güvenecek, inançlarıyla sokulacak. Bilmem kimin sözüne aldırmayacak, asla arkadaşlarının arkasından konuşmayacak, hele küfür hiç etmeyecek. Sınırını zorlamayacak, salya sümük ağlamayacak, kıytırık nedenlerden hır gür çıkarmayacak. Sözü dinlenir, anlaşılır olacak. Bir hatayı allayıp pullayıp abartmayacak. Gömleklerini o ütüleyecek ve o gömleğe hangi pantolon yakışır bilecek. Ama hayatı giyim kuşam üstüne kurulmayacak. Uyum ve uyumsuzluk nedir.Bilecek. Bir kere, topuklu ayakkabıyla spor ayakkabının ayrımını yapabilecek arkadaş ! Dağa çıkarken rugan ayakkabı giymeyecek. ’Of yoruldum, beni ara, Beni al, beni bul, bunu isterim’ değil, ’sence de uygunsa, Yanındayım, ben gelirim , merak etme’ olacak lügatında. Tereciye tere satmayacak yani. Hissettiğiyle yaptığı şey arasında uçurum olmayacak. Cesur olacak cesur. "seni seviyorum" derken korkmayacak, başka Şeylerin arkasına gizlenmeyecek ve arkandan laf söyletmeyecek.... Kadın dediğin iyi sevişecek arkadaş. Koyun gibi yatmayacak, kımıl Kımıl olacak yatakta. Aklını başından alacak ama, aklını sadece bununla Yormayacak. Delireceksin ama delirmen hastalıktan olmayacak. Uzanıverdi mi yanına boylu boyunca, göğsünde atan kalbinin yerine koyacaksın Kendini,ruhunu, herşeyini. Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin. Kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin. Bir gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük. Yıllara rehaveti değil huzuru taşıyacak. En seksi leydi olmayı da bilecek, hanım sultan olup sözünü geçirmeyi de. Cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek,küsmeyecek,süründürmeyecek. Kadın dediğin ayıp nedir bilecek.sıkboğaz edip seni yalancı durumuna Düşürmeyecek. Seni öyle bir tutacak ki arkadaş, sen bile şaşıracaksın Öyle tutulduğuna. İki lafın başı, her tartışmada ayrılalım tehtidi Savurmayacak. Sabırlı olacak ve asla gururuna dokunmayacak... Tuzu az, şekeri çok gibi limiti olmayan prosedürsüz yemeklerle işi Olmayacak. Şöyle pastırmalı kurufasülyenin yanına tereyağlı pilavı Konduracak şüphesiz. Salatasız oturmayacak yemeğe. Temiz olacak herşeyden önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri . Yahut pahalı parfümlerin sindiği, süslü püslü boyacı küpü gibi, her öptüğünde Bulaşık bir tadın kaldığı bir kadını öpmeyeceksin. Buram buram aşka sarılacaksın arkadaş! Buram buram kadın kokacak kadın dediğin. Kadın dediğin güzel olacak ama eli yüzü düzgünden çok öte birşey. Zeki olacak zeki, seni bir hamur gibi karmasını da bilecek, o hamura kendini katmasını da... Paranın gücünü bilecek ama ne parasızlığın ezikliğini ne de paranın kudurmuşluğunu yaşayacak. Değerlerini bir anlık hevesler uğruna terketmeyecek. Namussuzluğunu, Ahlaksızlığını ancak ve ancak seni baştan çıkarırken kullanacak, yan gözle adam kesmeyecek , üstüne sevgili edinmeyecek. Sarışın, ela gözlü, normal bacaklı, beyaz tenli, ince bilekli dilber filan fasarya... Kadın dediğin hatun olacak arkadaş, sözüne güvenilir,olacak. Bileceksin ki ; konuşulanlar burada kalır, kapıdan çıkmaz bir daha. Ağzı sıkı olacak kadın dediğin. Sırrını tutacak ama gününü bekleyip kusmayacak... Para lazımcılardan, kürkçülerden, cep telefonu manyaklarından, dırdırcılardan, unutkanlıklarını senin üzerine atanlardan, kendi yetersizliğini seni suçlayarak rahatlayanlardan, raf süslerinden, tehtidkarlardan, kaçaklardan, kıkırdayanlardan, boş bakanlardan olmayacak. Saflığı, cahilliği, aptallığı oynamayacak, biraz ukala olabilir ancak sana rol yapmayacak. Komplekslerini güzelliğiyle örtmeye çalışmayacak. Bir şeyi çok isterse ve inançları doğrultusunda yapacak. En önemlisi kendini sevecek arkadaş, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır gelir. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu kadınla ne yatağa sığabiliyorsun, ne toprağa... Koluna takıp gezmesini de bileceksin gururla, koynuna çekip sevişmesini de şehvetle. Analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi de, anaya babaya hürmet etmeyi de... Kadın kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek. Parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediğiyle , sınırlamayacak. Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın huzurla... Bileceksin ki evde ’o’ kadın tarafından beklenmenin zevkini hiçbir zevk yaşatamaz sana... Öyle bir kadın işte... Vardır vardııııııııır!.. Alıntı ERKEK DEDİĞİN
Şoyle karsidan yuruyup gelirken endamina hayran kalacaksin, ruhun ruzgarina kayacak. Omuzlarin, bacaklarin, duz karnin o sert hatli cene kemiginin, hokka gibi burnun seyrine doyamayacaksin. Bakimli olacak erkek dedigin. Saclari temiz, coraplari temiz, kiyafetleri duzgun olacak. Bu kalibin icinde tam bir beyefendi barindiracak. Kasi, gozu guzel olacak, disleri temiz ve beyaz; ama bunlardan once ozu sozu dogru, sozunun eri bir delikanli olacak. Eline kagit kalem alsa delikanliligin kitabini yazacak. Komple olacak yakisikligi. Korkmayacaksin gecenin bir vakti uyanip da yaninda gordugunde onu. Yakisikli olacak ama aklini sende tutacak kadar da akilli… Seni elinin tersiyle degil avucunun iciyle kavrayacak. Bileceksin ki emin ellerdeyim, baskasi tutamaz elimi boyle. Rahat olacaksin yaninda, cok konusmayacak, beynini didiklemeyecek. İnce olacak; seni senin kadar dusunecek. Sen onu merak ettiginde kendisine hesap soruluyor havalarina girmeyecek. Senin inceligine karsi umursamaz sozler sarf etmeyecek. Adamin sinirini bozmayacak, cinlerini tepesine cikarmayacak, sanki sen onun icin varmissin her ne zaman istese emrine amadeymissin, o ne yaparsa yapsin her istediginde yaninda elinin altinda olacakmissin triplerine girmeyecek. Sen ona sevgini gosterdiginde, sen ona kayitsiz sartsiz asikmissin gibi havalara girmeyecek. Erkek dedigin ilgi gordugunde ilgiyle, sevgi gordugunde sevgiyle karsilik verecek. Erkek dedigin, sen onun icin kendine baktiginda, sirf ona daha guzel gorunmek icin giyinip kusandiginda hicbir sey olmamis gibi davranmayacak. Ruhunu oksamasini bilecek. Romantik olacak, kimi gun habersizce kucaginda ciceklerle cikip gelecek. Özel gunleri unutmayi marifet sanmayacak. “Kazma” olmayacak senin butun zerafetine karsi. Gercekten seven bir kadin sevgi ve ilgi bekler, erkegine verdigi askin karsiliginda kucuk bir tatli soz, kisa bir mesaj, bir cagri bile onu mutlu edebilir. Erkek dedigin butun bunlari cebinden para harciyormus gibi cimrilikle yapmayacak. Ben aranmayi, cok aramayi sevmem demeyecek. Her sey kendi istedigi gibi olsun istemeyecek. Sadece kendi caninin istemesine baglamayacak her seyi. Erkek dediginin, hissettigiyle yaptigi sey arasinda ucurum olmayacak. Cesur olacak cesur. Seni seviyorum derken korkmayacak, baska seylerin arkasina gizlenmeyecek. Seviyorum deyip bir sonraki perdede kacmayacak, ozluyorum diyorsa gelecek, kaybetmek istemiyorum diyorsa kaybetmeyecek. Erkek dedigin askina sahip cikacak. Korkak olmaz erkek dedigin. Erkek dedigin aldatmayacak. Aldatmak basitliktir. Seviyorum diyorsa aldatmaz erkek dedigin. Aldatiyorsa sevmiyor demektir. Erkek dedigin yakisikli olacak, cekici olacak ama bundan cok daha ote bir sey… Zeki olacak. Kadinin kucuk yalanlara, bahanelere inanmayacagini, kendisini kendi gibi tanidigini bilecek. Kadinin zekasini kucumsemeyecek kadar zeki olacak. Zeki olacak, seni bir hamur gibi karmasini Bilecek, o hamura kendisi katmasini da. Degerlerini bir anlik hevesler ugruna satmayacak. Namussuzlugunu, ahlaksizligini ancak ve ancak seninle yataktayken kullanacak. Yan gozle hatun kesmeyecek, ustune sevgili edinmeyecek. Erkek dedigin once sevecek. Kendini sevmeyen erkekten kimseye hayir gelmez. Bir bakarsin ki yillar sonra bu adamla ne yataga sigiyorsun, ne topraga… Koluna girip gezmesini bileceksin gururla, koynuna alip sevismesini de. Babaligini da bilecek, ana-babaya hurmet etmeyi, kadir kiymet bilmeyi, vefakarligi, fedakarligi… Erkek dedigin seni koruyacak, kusatacak. O nerede olursa olsun seni koruyacagini bileceksin. Pisirik olmayacak erkek dedigin. Erkek dedigin erkek olacak guzelim. Seni sadece sen oldugun icin sevecek. Parayla pulla, kariyerle, gucle, kimin ne dedigiyle hareket etmeyecek. Hem sevgilin, hem arkadasin, hem dostun, hem baban, hem cocugun olacak, huzurla bagrina basacaksin. Bileceksin ki evde o erkegi beklemenin zevkini, huzurunu baska hicbir sey yasatamaz sana. Alıntı Kadının hası böyle olur Her gün kim bilir kaç kadın görüyorum... Sokakta, vapurda, okulda, kuaförde, orda, burda...Ama olmuyor hanımlar, olmuyor! Kadınlar kadınlığı unutalı daha kaç on yıl oldu ki? Solaryuma girmeye, çıplak gezmeye, kariyer hırsıyla yüzlerini buruşturmaya başlayalı kaç on yıl oldu?
Çevremde gördüğüm kadınlardan bazılarının birtakım özelliklerini seçtim. Bunlara, dizilerdeki, filmlerdeki, romanlardaki kadınların hoşuma giden özelliklerini ekledim. Gözlerimi kapadım, Osmanlı zamanından kalma, hani şu afet-i devran denen kadınları düşündüm. O nasıl bir cazibedir ki, peçelerin ardından bile erkekleri aşık eder.
Bir Fransız kadınının zarafetini düşündüm sonra, bir İspanyol kadınının ateşini ve bir Türk köylü kızının tazeliğini.
Kadının güle benzemesi gerektiğine karar verdim sonunda. Kadının hası güle benzer. Rengiyle, kokusuyla, dikeniyle. Açın televizyonu, bir tane gül görüyor musunuz? Kadının hası... Kadının hası yumuşak başlı olmaz, ama ağırbaşlı ve sıcak olur. Ağırbaşlılıktan kastım, sıkıcılık değil elbet. Şımarıklığın da hakkını verir.
Ağırbaşlı tebessümleri olur bir de. Kadın yüzü dediğin mahkeme duvarına benzemeyecek. Bu tebessümler sevgidir. Yumuşacık bir sevgi olur kadın yüreğinde. Kim olursa olsun, ne yaşamış olursa olsun.
Erkeğini dizine yatırıp saçlarını okşamayı bilir gerçek bir kadın. Kadının hası nerede, nasıl davranacağını bilir. . İnsanların içinde kapris yapmaz, hır çıkarmaz; ama gerçek bir Osmanlı kadını gibi, adabıyla, raconuyla istediğini alır. Dırdır etmez. Çok konuşup, baskı yapıp erkeği bezdirmez. Yüz göz olmaz kadının hası. Bazen öyle bir bakarki, hele bir de bazen öyle bir susar ki, bin tümceye bedeldir bu bakmalarla susmalar. Bu kadın üzülmeyi de bilir, ağlamayı da, kızmayı da. Ama üzmemek lazım, ayrıca kızdırmaya da gelmez.
Gerçek bir kadın ezik durmaz. Kambur yürümez, dimdik durur. Kendine saygısı, güveni vardır. erkeğine can yoldaşı olur,destek olur, onu dinlemeyi bilir.
Bazen utangaç olur, bazen ürkek. Soğuktan ya da yalnızlıktan korkabilir kadın. Aptal olmaz gerçek bir kadın. Bön bön bakmaz adamların suratına. Hülyalı bakışları da olsa, zihni uyanık olur.
Hüznü, gökten deli deli yağan yağmur gibi olur, saçlarından akar. Neşesi ise öyle renkli, öyle dağınık; saçları savrulur. Kahkahaları vardır bu kadının, çın çın eder odaların duvarlarında. Sesi güzel olur kadının, biraz buğulu...arada bir pencereye yaslar başını, sokağa dalıp gider, bir şarkı söyler. Olgunluğuyla şaşırtır erkeği. Bazen de öyle çocuk olur, öyle sağlam saçmalar ki, yine, yine şaşırtır onu.
Sıkmaz kadın, bunaltmaz, yaşa yaşa bitmez. Bazı akşamlar anason kokulu tüter sofrasının sıcağı. İçli bir türkü dinler bazen, üşür, sırtına hırkasını alır. Konuşurken insanın yüzüne bakar kadın. Kibirli olmaz. Kültürsüz
olmaz. Bomboş olmaz kafası. Dünyanın, ülkenin olaylarını bilir, anlar, söyleyecek sözü vardır. kişiliklidir. Beceriklidir. Tırnağı kırılınca üzülür, üzülür işte, profesör de olsa, sultan da olsa, boksör de olsa üzülür.
Gerçek bir kadın hiçbir zaman reklam panolarındaki kızlara benzemez. Etini teşhir etmez. Fosforlu bir taş gibiliği yoktur onun, loş bir cazibesi vardır. albenisi metrelerce öteden çarpar adamı. Ne kadar örtüneceğini, ne kadar açılacağını, yerine ve zamanına göre bilir.Gerçek bir kadın Paris podyumlarında yürüyen, 17. yüzyılın vebalı kadınları gibi mankenlere benzemez. Uzun saçları vardır kadının. Yumuşak olur, güzel kokar. Kadının hası saçlarını ne zaman toplayacağını, ne zaman salacağını bilir. Kadına yaraşmaz soğukluk. Gerçek bir kadın göbek atmayı, gerdan kırmayı, iyi becerir; ama öyle her yerde masaların üstüne çıkıp oynamaz. Havasında oldu mu, bir oynadı mı, herkes onu izler. Kadın korunmayı sever, ama korunmaya muhtaç olmaz. Erkekler korumayı severler, ama yine de güçsüz, zavallı kadınlardan hoşlanmazlar.Güçlü kadından ise çekinirler, ona yanaşamazlar. Kadının hası bu dengeyi kurmayı bilir; gücünü erkeğin gözüne gözüne sokmaz.
Has kadına naz da yakışır, kapris de. Öyle tatlı, öyle kıvamlı naz eder ki, onun nazını erkek zevkle çeker. Gerçek bir kadın şiir gibi olur, mey gibi olur, ömür gibi olur
Alıntı Demiştim sana
   Her güneş doğuşunda Her güneş batışında Seni anarım Her gece ay ışığında Senin için ağlarım Her gün seni beklerim Buluştuğumuz sessiz ve ıssız yerde Bir gün geri dönersin diye Saklıyorum sevgini yüreğimde Bir gün geri dönersin diye Gözyaşlarımı silmedim hala Bir gün gelip görürsün diye O zaman anlayacaksın Ve sen de ağlayacaksın Bu büyük sevgimi gördüğünde İşte o zaman ben gideceğim Ardıma bile bakmadan Bekleyeceğim seni Cennete gelirsin diye
   Sevda Sokagi
Ben Sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum... Geceler hic bitmiyor, ben hic uyumuyorum.. Gecenin efkari iniyor perde perde.. Sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime..
Ben Sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum... Geceler hic bitmiyor, ben hic uyumuyorum.. Ben Sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum... Geceler hic bitmiyor, ben hic uyumuyorum.. Gecenin efkari iniyor perde perde.. Sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime.. Gecenin efkari iniyor perde perde.. Sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime..
Ben Sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum.. Hani su perdelnde mavikus resimleri olan.. Ali bakkalin hemen yaninda 17 numara.. O kirgin hayatin tam ortasinda.. Hani duvarlarinda hala yazilari olan o sokakta..
Biri gurbetin.. Biri ihanetin.. Biri de seni böyle sevmenin hikayesi..
Sevda`nin cami bana bakiyor, ben cama.. Ve bak sen su serencama.. Pencere önünde menekseler,hatmiler birde gece sefasi.. Bir de haytaligi adamin.. Abi, bir de sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime.. Iyi oluyor diyorum, bu sana iyi oluyor.. Arada bir arkadaslar geliyor.. Lafliyoruz ordan burdan.. Anlarsin ya güzel abim.. Ic cebimde bir umut doguyor.. Birde,nerden bulduysam resmini sevdanin.. Resimde Sevda inadina gülüyor.. Sevdam gayri resmi bilmekteyim.. Gelki benim abim.. Biraz da üstümüzde macera güzel duruyor.. Yai yakisiyor adama.. Yakisikli bir sevda.. Hayat haybeye vurmuyor yüzümüze belasini Hayat sokagimizi bir kehriba tesbih gibi.. Döküyor tanelerini takir takir yüzümüze.. Ben, ben sevda`nin oturdugu o sokakta oturuyorum.. Geceler hicbitmiyor, ben hic uyumuyorum.. Agzimda fiyakali bir islik.. Zulanda agir yarasi sevdanin.. Ali bakkalin ciragi metin .. Anliyor halinden insanin.. Metin nedir senin niyetin..? Kat bakalim abine bir taze ekmek biraz zeytin.. Bu aksam yine odamda efkar var.. Anlarsin ya metin.. Adamin halindan adam anlar..!
Ben sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum.. Geceler hic bitmiyor,ben hic uyumuyorum.. Gecenin efkari iniyor perde perde.. Sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime..
Ben sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum.. Geceler hic bitmiyor,ben hic uyumuyorum.. Ben sevda`nin oturdugu sokakta oturuyorum.. Geceler hic bitmiyor,ben hic uyumuyorum.. Gecenin efkari iniyor perde perde.. Sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime.. Gecenin efkari iniyor perde perde.. Sevda`nin hayali vuruyor arada bir icime..
Ibrahim Sadri    Sen, gelinceye kadar; Pencerem kapalı duracak, Rüzgâr gelmesin diye. Artık, perdeleri açmayacağım... Gün ışığı girmesin diye. Sonra, kahrolacağım. Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta... Ve günlerce, gecelerce haykıracağım Nerdesin diye...???? 
Alıntı GELİVERDİN HABERSİZ VE GİTTİN
GELİVERDİN HABERSİZ Ne olurdu üç beş yıl önce haber verseydin. Hiç değilse bir kere rüyama girseydin Aşk meşk derken dünyadan bir türlü kopamadım. Senden özür dilerim, hazırlık yapamadım. Görüyorsun yanımda ne valiz var, ne bavul Yaşım yetmiş olsa da gör ki fıkır fıkırım Bu cümbüşlü alemi, ben nasıl bırakırım? Hani bir söz vardır ya; “Yaş yetmiş, işi bitmiş”… İnan ki bu bir yalan, bunu diyen halt etmiş Ey Azrail ! Dur biraz, sana yalvarıyorum Yasal haklarım için; bir avukat arıyorum… Hayallerim, düşlerim, yarın kalan işlerim Estetik yapılacak, daha burnum dişlerim Elli yaşında ancak, voleyi vurabildim. Hortumlar sayesinde holdingi kurabildim Gerçi ucuza verdim şerefin kilosunu Ama böyle kazandım, şu uçak filosunu Ey Azrail ! ne olur bozulmasın pazarım Sana şöyle yüklüce, bir çek bile yazarım Şu masmavi havuzlu, sarayıma baksana O daracık mezarda, yazık olmaz mı bana? Ölmemi bekliyorlar inan ki seziyorum… Arkamdan göstermelik iki damla gözyaşı Birde şöyle büyükçe, yıldızlı mezar taşı Tahmin ediyorum ki; mevlid de okuturlar. Araya reklam konur, bir ilahi aryası Mevlid bitince başlar, dedi-kodu furyası Etlerim, kemiklerim, didik didik edilir Ben az gelirsem eğer, köklerime gidilir. E y A z r a i l İnan ki hazırlığım yok daha, hele şu din konusu, Çok karışık bir saha Bazı büyük abiler, köşeleri tuttular. İrtica diye diye, beni de korkuttular İlahiyat adına; ekranda iki kaçık Kimlerin kuklaları oldukça apaçık Alim, zalim karıştı renkleri seçilmiyor. Velisiz kaldı sokak; deliden geçilmiyor. Bu cinnet kervanına, kocabaşlar dahiller. Tuz bozulmuş, ne yapsın bizim gibi cahiller Henüz daha gündemde, ne oruç var ne zekat Ne Kur’an’la tanıştım, nede kıldım bir rekat Gönül dersen, henüz genç daha haccım duruyor Nerde bir taze görsem, kalbim küt küt vuruyor Edemedim bir türlü, şu nefsimi terbiye Ortalıkta ne görse tutturuyor verdiye Ey Azrail ! Bilirim gelince beklemezsin Tükenen vadelere, saniye eklemezsin Bu satırlar boş geçen bir ömrün hikâyesi İbret alanlar için son pişmanlığın sesi Bilmem ki bir duvarda, bu mütevazı çaba; Bir küçücük pencere açacak mı A C A B A GİTTİN Ben, arkandan sadece baktım. Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki... "Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana. Konuşamadım... Gittin... Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden. Ağlayamadım... Gittin... Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek, tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı. Anlatamadım... Gittin... Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten? Ürperdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım... Gittin... Bir yıkım gibiydi gidişin Sen adım adım uzaklaşırken benden Çöküp kaldı bedenim olduğu yere Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım. Kalkamadım... Gittin... Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum Hazırdım gidişine, Kaçak zamanları yaşıyorduk Zaman bitecek ve sen gidecektin Bense, gidişinin ertesi günü Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım. Başlayamadım... Gittin... Bir şey söyledin mi giderken? "Kal" dememi istedin mi? Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi? "Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi? Beynim öylesine uğulduyorduki. Duyamadım... Gittin... Nereye gittiğin önemli değildi Binlerce kilometre uzakta da olsan, iki metre ötemde de farketmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım... Gittin... Unutulanların arasına katılmalıydım Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım... Gittin... Bir okyanusun ortasında tek küreği kaybolmuş sandalda Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi. Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni, Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde, Bil ki; seni Unutamadım... Mehmet Coşkundeniz
Vakit tamam seni terk ediyorum Bütün alışkanlıklardan öteye Yorumsuz bir hayatı seçiyorum Doymadım inan kanmadım sevgiye.
Korkulu geceleri sayar gibi Birdenbire bir yıldız kayar gibi Ellerim kurtulacak ellerinden Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.
Aşksa bitti gül ise hiç dermedik Bul kendine kuytularda hadi dal Seninle bir bütün olabilirdik Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal Hoşçakal canımın içi, hoşçakal.
Vakit tamam seni terk ediyorum Bu incecik bir veda havasıdır Parmak uçlarına değen sıcaklığı İncinen bir hayatın yarasıdır.
Kalacak tüm izlerin hayatımda Gözümden bir damla yaş aktığında Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan Kan tarlası gelincik şafağında.
Ölümse korktun savaşsa hep kaçtın Vur kendini korkularda hadi al Sen bir suydun sen bir ilaçtın Hoşçakal canımın içi, hoşçakal Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Sen bir suydun sen bir ilaçtin Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal Hoşçakal canımın içi, hoşça kal
Yusuf Hayaloğlu
Al bitir yüreğine yazılan şiirlerimi
Yak ocağında sayfa sayfa cümlelerimi
Son kez öp dudaklarımdan
Son kez dokun tenime
Sonra Ardına bile bakmadan
Git
Benliğimden yar
Sen hiç ölümle yaşam arasında kaldın mı?
ya da ölmek istedin mi hiç?
Nefret ettin mi yaşamdan ölmeyi isteyecek kadar?
Hiç asık oldun mu?
Sevdin mi birini benim seni sevdiğim kadar?
Hak etti mi seni senin beni hak etmediğin kadar?
Nasıl acı verdiğini bilir misin,
Sevdiğinin başka birinin koynunda olduğunu
bile bile nefes almaya çalışmanın?
Hiç aldatıldın mı habersiz?
Bilir misin nasıl acıtır insanın canını?
Kim bilir belki de bilirsin…
MÜŞTAK ERENUS
Dağ tepesinde bir çam olamazsan Vâdide bir çalı ol, Fakat, oradaki en iyi küçük çalı sen olmalısın. Çalı olamazsan bir ot parçası ol, Bir yola neşe ver. Bir misk çiçeği olamazsan bir saz ol, Fakat gölün içindeki en canlı saz sen olmalısın. Hepimiz kaptan olamayız, tayfa olmağa mecburuz. Dünyada hepimiz için bir şey var, Yapılacak büyük işler, küçük işler var. Yapacağınız iş, size en yakın olan iştir. Cadde olamazsan patika ol, Güneş olamazsan yıldız ol; Kazanmak ya da kaybetmek ölçü ile değildir. Sen her neysen, onun en iyisi olmalısın!
bütün acılarımı vurup sırtıma umutları bırakıp başucuna ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp şiirlerimi sarıp bohçama yüreğimin yangınına gidiyorum hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal
Gidiyorum
gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum
Gidiyorum
GONUL GOZUMUN YASLARI
Bilinmeyenlere yenik dusen Yorgun bir gonlun huznudur bu. Sabahin ilk isiklariyla o, Umide bir yolculuga cikar…
Dinmek bilmeyen, coskun bir sel Kaplar butun vucudunu Sevinc cigliklari atmak ister Ama yutkunup susar bir anda… Batan gunde bile Zifiri karanlikta bile O parildayan isigi goren gozler Artik kor olur… Cunku onlar, Hayatla son bagi olan umidi de kaybetmis Bir cift gonul gozudur Ici kan aglayan…
Dündüm sırtımı acı ezgilere Sadece seni dinliyorum Bir deniz gibisin bende Sakla beni derinliğinde
Uykusuz Geceler Uykusuz mu uykusuz geceler Sanki birbiri ardına gelmiş heceler Hepsi el ele tutuşmuş Etrafımda olmuş ateşten bir çember Bu çember giderek daralmakta Gitgide beni iyice içine almakta Tüm bedenim uykusuzluğa daldıkça dalmakta Tehlike çemberidir bu Tehlikeden tehlikeye beni atıyor Feleğin çemberidir bu Boynuma dolanan yılan gibi canımı hep acıtıyor.
__._,_.___
kelebekleri bilirsin sen.. incecik kanatları benekli.. pervane olurlar ışık başlarında, çiçek yapraklarında. ..
ben en mavisini severim ama, beyazına da tutkunum; sana benzediği için.. kara benekleri kara gözlerin gibidir; aşk taşır uzaklara... benden alır sana getirir, senden alır bana getirir, zamanı sorma! zaman bahar değilse değil.
oysa ben, hep hazana takılan aklımın şaşkınlığını yaşarım bahara dokunuşlarımda. . sana dokunuşlarımda sevgili! ..
'neden şimdi? ' desem, yanıt bulamam ki! .. bulsam da fark etmez nasılsa, çünkü sana öyle alıştım ki, çünkü sana öyle vurgunum ki! .... ne baharı hesaplayacak zaman, ne de, hazanı solduracak güneş gelir aklıma; unuturum! .. bir seni unutmam!
yüreğime usulca girişindeki süzülüşü, dudağıma astığın gülüşü, umuda açtırdığın çiçeği unutmam...
arkası yarınları eskiden de severdim ben, şimdi daha iyi anladım, hala seviyormuşum. .. çünkü umut taşıyan bir yanı vardı bunun. benim sana kavuşmam umudu gibi! 'yarın 'deyip gülsem de şimdi, ağzıma küfrünü iliştirdim sensizliğin: vaz geçemediğim sevgili!
yalandı bu işte! ben hiç sensiz değildim ki.. hep benimle oldun sen! .. hep bendeydin, kimseye benzemeden.. hep 'hiç kimseydin' bende ki! : korkularımda yüreğim, acılarımda afyonum, hüzünlerimde gözyaşım, sevinçlerimde müjdem, yıkılışlarımda direğim, uzaklarımda yolum, özlemlerimde elim, sevdalarımda koynum oldun ısındığım.. teşekkür ederim sevgili! ...
şimdi gece! ve ben karanlığı bile sever oldum seninle.. çünkü; korkularımı unutuyorum, çünkü; bitiyor yalnızlığım, çünkü; yıldızları topluyorum, çünkü; seni severken çoğalıyorum... sokakta yürüyoruz işte: el ele... sofrada yan yanayız, yatakta göz göze.... ister bir çöle serilmiş olsun yatağımız, ister bir denize...fark etmez ki! ..
her seferinde, tutamadığım bir pırıltı sıyırıp gider bedenimi.. serap olur, yakamoz olur uzak denizlerde.. . ah! ..bir binebilsem gemilere... FORA! ...diye bağırsam, susuverse martılar... balıklar değse ellerime; senden kalkıp bana yalpalanan yüzüşlerinde... kayıp gitseler diplere doğru... bir de, utanmasam cümle alemden! yıkansam, yıkansam, yıkansam... seninle! ...
Tayyibe Atay
Başka bir denizde yüzüyorum artık Derinlere dalmaktan korkuyorum! Herşeyi olduğu gibi kabullendim Neden incittiniz diye sormuyorum.."
Taş duvarlar ördünüz Beni kime döndürdünüz..! İçimde yanardınız Nihayet söndürdünüz....
Düşlerde sevdim seni, söyleyemedim... Sessiz öptüm nefesini, söyleyemedim...
Ben seni, hep senin bilmediğin zamanlarda,
senin bilmediğin mekanlarda sevdim...
Bunu sana hiç bir zaman söyleyemedim...
Anlatabilecek kelime bulacağımı hiç sanmadım...
Düşlerimdeydin hep...
Öyle büyüktü ki varlığın beni aştı ama sana ulaşmadı...
Ben seni, hep uzak sevdim, uzak öptüm...
Sessiz, sakin, sen rahatsız olma, ürkme diye,
benden kaçma diye usulca öptüm...
Her nefesim senindi...
Çünkü ben, sen nefes alıp verdikçe vardım...
Ama sana ne sesimi, ne nefesimi duyuramadım...
Çığlık oldu sevgim, çarpı herkese...
Bir sana teğet geçti... Öğrenemedin... Söyleyemedim...
Sana ben şiirler, sözler büyüttüm, Sana ben baharlar, yazlar büyüttüm, Sana ben hummalı gizler büyüttüm, Söyleyemedim...
Her kalemin ucuna düşen harf sendin...
Her dilimin ucuna gelen kelime sendin...
Ben her yazdığım kelimede seni büyüttüm,
ben her kurduğum cümlede seni büyüttüm...
Sen bilmedin, ben söyleyemedim...
Bahar sen varsan gelirdi, yaz sen varsan güzeldi...
Her gelişin bahar, her dokunuşun yazdı bana...
Ben her bahar hüzün kaplar,
her yaz yaşlar akıtırdım yokluğunda...
Ben her baharı sen diye bekledim,
ben her yazı sen diye geçirdim...
Bütün güzelliklerini sana büyütüm...
Sen bilmedin, ben söyleyemedim...
En ateşlisi sanaydı aşkın...
En güzeli, belkide en büyüğü sanaydı...
Gizli gizli yanardı yüreğimde...
Aşkım büyüktü, ateşi büyüktü,
giz'i hepsinden büyüktü...
Gösteremedim...
Nasıl beni yakıp, erittiğini bilemedin...
Oysa sen buz gibiydin...
Yine de gelmedin...
Nasıl bir yürek büyüttüm sana gizli gizli...
Sen bilmedin, ben söyleyemedim...
Şarkılar yazdım sana, okuyamadım... Hep yanımdaydın oysa, dokunamadım...
Sana ben hayaller, düşler büyüttüm, Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm, Sana ben hummalı aşklar büyüttüm, Söyleyemedim...
Her şarkıya seni koydum, her şarkıyı sana yakıştırdım...
Sen varsın diye söyledim hepsini ama sana duyuramadım...
Hep benimle olduğunu hiç bilmedin.
Hayalinle yatar, hayalinle kalkardım anlamadın.
Anlamadığın, hissetmediğin için dokunamazdım sana,
duvarların öyle kalındı ki, yapamadım...
Hayallerimdin işte sen, bütün düşlerimdin... İyiye, kötüye akan her damla yaş sanaydı, sensiz olmazdı... Ateş gibiydi işte aşkın, dedim ya yakardı, söndüremezdim... Ama sen hiç birini bilmedin, Ben de Söyleyemedim...
GERÇEKLERİ SİLEMEZSİN,KISA BİR SÜRELİĞİNE ÜZERİNİ ÖRTEBELİRSİN.
ORTAYA ÇIKACAK BİR KAPI MUTLAKA OLACAKTIR...
İŞTE BU YÜZDEN DÜRÜST OL.....
sustum..siz sebebini bilmeseniz de olur...
konuştuğum zamanlarda da tanırdım ben sizi...
"Bir ben vardı içimde çok sevdiğim Kaçtım kendimden çok uzaklara Baka kaldım ardından umarsızım..! Yakmış başımı düşmüş uzaklara.."
oysa söyleyeceğim ne çok şey vardı hayata dair..
daha çok gülecektim,d
aha çok sevinecektim ve mutluluk olacaktı gözyaşı sebebim ama sustum..
sebebini sormayın, siz çok iyi bilirsiniz..
sustum..
kanayan yaralarıma tuz bastım yani...
sızladı tenim..o kadar çok yandı ki canım..
ama siz bilmezsiniz...
Sizin kanayan yaralarınınz olmadı hiç,kanattıklarınız oldu hep..
tuz bastıklarınız değil,bastırdıklarınız..
bu yüzden yanmadı canınız sizin..
can yakmaktan fırsat kalmadı...
"Başka bir denizde yüzüyorum artık Derinlere dalmaktan korkuyorum! Herşeyi olduğu gibi kabullendim Neden incittiniz diye sormuyorum.."
evet sustum..
acılarımı anlatmamak için..!!
bilmeyin ne denli ağır yaralarım,
kaybettiğim kan ne denli çok görmeyin..! sustum konuşmuyorum..
zehirdir kelimelerim duymayın!!
öyle kolay değildir beni dinlemek..
can yakarım konuşursam,kanatırım,kapatılamaz yaralar açarım..
Israr etmeyin....
ben yine sizin için sustum...
anlayamazsınız..
nefret değil suskunluğum..kin asla değil..
ben o kadar basit duygular beslemedim hiç..!
Sustum..
Size sustum,kendi içime kan kustum..
yoruldum..
gidiyorum..
yar..gidiyor musun..? g i t m e ...
oysa öyle çok alışmıştım ki...
Farketmiyor musun...
kokun iliğime işlemiş..
GiTMe...
Yar gidiyor musun? GiTME...
içimde bir korku var...
bu ayrılık değil demen neye gebe?
ne gelecek bu kara günlerin ardından..?
güneşli günler mi...
hayır..!
yağmur,çamur,sel bundan sonrası..!
ayrılık değil deme... GiTMe...
ayrılık olur bir adım sonrası...
Biliyor musun? Böyle baslar ayrılıklar ... yar..gidiyor musun..?
GiTMe...
bu sefer duy feryatlarımı..
Arkanı dönüp rüzgarlar estirme...
bir adım daha atarsan kötü olacak sonum...
gitme...
Gel biraz; kokunu bırak, Baharımı al; soguktur oralar ...
hadi vazgeç bu deli sevdandan..!
üşürsün,kırılırsın...
Kokun benden başkasına yaramaz aldanırsın..
ağlatılırsın..
GiTMe...
düşme düşümden..ezme yüreğimi..
GiTMe...
Aglıyor musun? Aglama; hayırlar ugurlar ...
gidiyorsun...
bana arkanı döndün yar..!
bana sırtını dönüp bir adım daha atabildin..!!
yıkılmadın hem de..dağlar gibiydin..geçip gidebildin..
gözlerime bakarken benden vazgeçebildin...
yolun açık olsun..uğurlar olsun..
Gurbete giden döner mi dönmez mi Belli degil bilirim Ben bir karaagaç gölgesi buldum Cebimde ümitlerim...
gittin...dağlar gibiydin..
altında kaldı sevdam..
Karanlıkta kaldım...
ümitlerimi rafa kaldırdım..
sevinçlerim yok artık..
sen gelene kadar güneş yok.. gölgendeyim...
yar..gidiyor musun..? g i t m e
Yüreğine Adı'mı Astım...
Çağır beni, çağırda büyüsün içimde biriktirdiğim bütün yalnızlıklarım!
Adım adım büyür yalnızlık, yürüdükçe devasallaşır kimsesizlik!
Dur!Ne olur Sende gitme!
Yalnızlığın üzerime yüklediği bu sessizlik artık beni boğuyor.
Buradayım baksana karanlığın tam ortasında.
N'olur artık gitme. Sana çok ihtiyacım var.
Kurtulmak istiyorum ama koşamıyorum.
Çaresizlik öyle bir bulaşmışki bu sokaklara takılıp düşüyorum.
Off.. bu kadar mı zor sen, bu kadar mı zor sensizlik!!
Canım o kadar çok acıyor ki..
Artık bağırmak istiyorum sesimin yettiğince. Bağıra bağıra ağlamak ve haykırmak istiyorum "Anla artık anla!! seni seviyorum" diye.
Ama olmuyor işte. Ve yine o şarkı başlıyor bir uğultu misali;
"gitme nolur gitme itirazlar elimde değil yalnızım yalnızız yalnızlıklar elimde değil düşerken son birkez yalana benimsin benim yalansan yalanı severim elimde değil.."
Biliyormusun.....
"Seyirci kaldıysam bu yürek yangınlarına..Her yıla bir nefes tutar oldum.. Arta kalan küllerden..Kurşuni sevdalara bir adım var..
Lakin..
Yüreğime adım geçmiyor..
Ömür defterimden hüzün yapraklarını yırttım..
Ama..
..Yüreğine adı'mı astım.."
Yüreğine Adı'mı Astım...

SANA GELSEM
ölmesem ama gitsem bu hayattan benliğimi buldugum tek yere gitsem... benliğimi buldugum kişi gelse sonra. sarılsam... ama hiç bırakmasam
ölesiye bir sevdanın çıkmazına girsem... baksam gözlerine... ama hiç ayırmasam... sonsuz mutluluga uzansam kollarında... hiç kalkmasam yanından ve uyanmasam o guzel ruyamdan... her gece baslayıp biten ruyalar son bulsa sonra gerçek olsa birden artık hayal görmesem ve onsuz yaşamasam... sevginin derinliklerini onunla tatsam... aşkı onun gözlerinde görsem sonra... ve inansam artık gitmeyecegine... ama diyorum ya işte... ölmesem ama yinede gitsem bu hayattan...
ADIN BATSIN
yüreğime bir gül çizdim kanlı yaş ile yaktın beni küle döndüm dumana döndüm nasıl edem nere gidem dertli baş ile bilemedim teli kırık kemana döndüm canım aldın, can evimden vurdun ya sende küstüm sana, faydası yok, geri dönsen de sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın sen de vicdansız çıktın adın batsın zaman ola devran döne sen de çekesin yitiresin umudunu heder olasın aşka düşe kahrolasın candan bıkasın ömrün boyu bir kez olsun gülmeyesin sen ki beni rezil ettin yedi cihanda yalan oldum talan oldum senin sayende sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın sen de vicdansız çıktın adın batsın beni özleyince bir nehir yatağını bulsun kor düşsün dağlarına, ceylanlar suya insin sesime bakıpta ağlıyorum sanma seni özleyince böyle olsun birazda ayrılıversin yaprak dalından insan sevdiğinden ayrılıversin kan damarımdan can pazarından adam baharından ayrılıversin dağda dört mevsim erimeyen kar varya yokluğum öyle erimesin sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın sen de vicdansız çıktın adın batsın
ONYEDİ YAŞIM GİBİ
Sen benim onyedi yaşımsın, Deli çağımsın... Sen benim ayakkabılarımın arkasına ilk basışımsın . İlk cigaram, ilk ıslığım, ilk kızgınlığım, ilk aldanışımsın. Sen benim ilk ütülü beyaz gömleğim , İlk şiirim, ilk kavgam , Yaşamı ilk farkedişimsin . Sen benim onyedi yaşımsın... Yazlık sinemanın kapısında saçları taralı bir oğlan. Cebinde iki gazoz parası Gönlüne tarifsiz rüzgarlar dolan . İki film bu akşam, Birinde Yılmaz Güney oynuyor, birinde Fikret Hakan. Bak Suat Sayın söylüyor cızırtılı plaktan: \'...Rüyadır gördüğün bütün düşler , Gözlerin aklımı perişan eyler , Aşk masalından şarkılar söyler , Beni hülyalara salan gözlerin ...\' Yazlık sinemanın kapısında saçları taralı bir oğlan , Bir külah çekirdeği, mangal gibi yüreği var, bilesin... Sen benim onyedi yaşımsın, Deli çağımsın... Aynaya ilk bakışım , Babamla ilk kavgam, Evden ilk kaçışımsın. Serçeleri sevdimse senden, Minibüslerde muavinlik ettiysem. \'Bir Teselli Ver\'i dinlediysem Orhan Gencebay\'dan, Emirgan\'da çay içtiysem, Tophane\'de sabahçı kahvelerini öğrendiysem , Nerden bildiysem şiirlerini Ümit Yaşar\'ın, Pazar sabahları kapının önünden geçtiysem, İçimdeki kıpır kıpır bu soluk nereden ... Sen benim onyedi yaşımsın, Deli çağımsın... Okulu ilk asışım, İlk kez birine gümüş kolye alışımsın. Sen benim ilk sakarlığım, ilk tuhaflığım, ilk yakalanışımsın. Sen benim onyedi yaşımsın... Mahallenin delikanlısı, Elleri ceplerinde, dudağında ıslığı, Başında kavak yelleri. Şarkılar mırıldanıyor. \'Zalimin zulmü varsa sevenin Allahı var\' yeni çalıyor 45lik plaklardan. Hayri Şahin ortalığı kavuruyor. Mahallenin delikanlısı, Cebinde iki gazoz parası. Yüreğinde garip bir pıtırtı Alışmaya çalışıyor sana alışmaya. Akşamları işportaya çıkıyor, Bir defter, bir kalem, bir de çakı alana aynayı bedava veriyor. Yani günler geçiyor onyedi yaşının bütün tadıyla ... Sen benim onyedi yaşımsın, Deli çağımsın... İlk maça gidişim, Cemil Turan\'ı ilk seyredişim, ilk sevincimsin. Ben anamın muskasını nasıl astıysam göğsüme öyle güvendiğimsin. Sabahları eskici geçiyor kapıdan Karşı komşu Nafile Teyze bakkaldan ekmek istiyor Çocuklar top kovalıyor mahallenin arsasında Bir bakıyorum cama da iki güvercin konuyor iyi mi, Herşey güzel oluyor. Bu hengame nasıl yakışıyorsa İstanbul\'a bana da aşk öyle yakışıyor. Anam koş kapa diyor muslukları,üç gündür akmayan sular geliyor. Ben onyedi yaşındayım, hayat benden yana duruyor ... Sen benim onyedi yaşımsın, Deli çağımsın... Sen benim ayakkabılarımın arkasına ilk basışımsın. İlk cigaram, ilk ıslığım, ilk kızgınlığım, ilk aldanışımsın. Sen benim ilk ütülü beyaz gömleğim, İlk şiirim, ilk kavgam, yaşamı ilk farkedişimsin... Sen benim onyedi yaşımsın, Sen benim, sen benim, sen benimsin. Sen benim herşeyimsin. Hiçbirşeyimsin, hiçbirşeyimsin ...
SESSİZ TEPE
Yüksek tepenin üzerinde, Uçurumun kenarındayım, Her tarafta sessizlik Sadece rüzgarın sesi. Binlerce yıldız var üzerimde, Seni düşünüyorum. Hatalarını Yanlışlarını Yapmaman gerekenleri düşünüyor, Acı çekiyorum Biliyor musun İşin içinden çıkamıyorum.. Sende yardımcı olmuyorsun Yoruldum artık Gidiyorum buralardan Nereye diye sorma bende bilmiyorum. Sadece bilki gideceğim yerde yeryüzende yaşayan tek bir canlı yok Hoşcakal sevdiğim.
DUR GİTME NE OLUR
Neden her gece cöküsünde sen gelirsin aklima... Davetsiz bir misafir misali ugrarsin yanima... Alir gidersin beni sonu olmuyan ufuklara... Dur,benle kal desem biliyorumki geldigin gibi gideceksin... Oysaki kalsan,dinlesen yüregimi sana karsi icimdekileri... Sana nasil muhtac oldugumu,öksüz cocuklar gibi... Dile getirsem herseyi,söylüyemediklerimi anlatamadiklarimi... Birden sus diyiyorum yüregime sus bilmesin hicbirseyi... Bilsen ne degisecekki,Sen gitmek icin gelmedinmi... Sahi neden geldin,ne icin demedin hala... Sensiz ne halde oldugumu görmek icinmi... Yoksa ben unuttum,oda unutmusmu diyemi geldin... Ozaman bak gözlerime onlar anlatsin sana... Sensiz basaramadim,tutunamadim hic birseye... Sen gittinya,ben öldüm o an ruhum ayrildi bedenimden... Ondan olsa gerek sadece susuyorum,kin kusuyorum... Sana degil bu kinim,sana degil bu sitemim.... Ben yanlis zamanda yalan olan seni hayati sevmisimde ölmüsüm... Simdi gidiyorsunya bir elveda diyerek.... Dur gitme ne olur cansiz bedenimi yak,savur küllerimide öyle git... Yakki aklim ve hala ardinda bakan gözlerim sende kalmasin....
ADEM YILDIZ
YÜREK SIZIM
Yine cöktü aksam bir elimde sigaram... Radyoda sarkilar,dalip sana gelmem icin yeterli bunlar... Yine kendime iskence,yine yüregime aci veriyorum bu gece... Ben sana yildizim derdim,gökyüzü yildizsiz simdi... Isiklar aydinlatmiyor o kara gözlerin gibi odami... Yine bir of yine derin biri sizi icimde... Unutmaya çalisirken hatirlanan anilar... Degdinmi bu kadar aciya,gözyasina... Adini koyamadigim yüreksizim... Simdi,kime ne söylüyor o sözlerin... Simdi hangi yüregi yakiyor gözlerin... Bitmeyen yalanlarinla kimi düsürdün agina... Daha kac can yakacak,yalan olan sevgin... Hic düsündünmü kendini,yüregini.... Sende bir an seveceksin... Seninde birgün yanacak o yüregin... Atesler saracak bedenini... Aglamak isteyecek ama agliyamiyacaksin... Tutunmak istiyecek ama bir dal bulamiyacaksin... iste o gün anliyacaksin bana cektirdiklerini... Solup,solup eriyecek o tastan yüregin... Ama hicbirsey geri dönmüyecek bunu ögreneceksin...
ADEM YILDIZ
Acaba
Dizlerim tutmuyor, kalmadı derman. Zamansız ölüme çıkartılmış ferman. Karanlık yolumun sonunda yanan, Geleceğe ışık sen misin, acaba?
Geceleri perim olup, rüyamda gezen. Rüzgar olup başımda umarsız esen. Rüya perilerimin görevini üstlenen. Huri meleğim sen misin, acaba?
Dost deyip, adını sevda bildiğim. Yıllarca içimde özlemini duyduğum. Ararken semada, yerde bulduğum. Beklenen hayal sen misin, acaba?
Kayıp ruhumu, ruhunda bulduğum. Daha görmeden gönül verip sevdiğim. Yıllar boyu sessiz içimde sakladığım. Ağıtlarıma gözyaşım sen misin, acaba?
Dönmese de dilim türkü deyip söylediğim. Kalbime nota nota yazıp bestelediğim. Destan bilip köşe bucak hep anlattığım Efsane kahramanım sen misin, acaba?
Mustafa Yazgan
Caddelerde sisli, puslu bir kis ikindisi. Agaçlarda salkim salkim eski zamanlardan kalma anilar... Yapraklarda yere düsmeye hazirlanan yagmur damlalari... Bir yaprak kipirdiyor iste, göz yaşı bir damla usulca yere düsüyor. Sen sanki, yapraklarin arasindan bana muzipçe gülüyorsun. Beni her zaman sasirtirsin zaten. Beni her zaman güldürmeyi bilirsin. Farkına bile varmadan bir şarkı dökülüyor dudaklarımdan "Caddelerde rüzgar, aklimda ask var."

Rüzgar keskin isligi ile şarkıma eşlik ediyor. Istasyon Caddesi'nin tenhaligi nedense ilk defa içime dokunuyor. Arabaya binsem ve birlikte gezdigimiz yerlere gitsem, evimde siirler okuyarak telefonunu beklesem, telefonunun gelmedigi zaman seni baska yerlerde arasam. Sonra sen gelsen yanima, yine "seviyorum" desen, ben yine senin gözlerinde sorumsuzluga mahkum edilen aşkımı görsem. Ayrica şarkılar gerçek oldu bu kez. Caddelerde rüzgar, aklımda ask var.

Bana anlatmak için neler biriktirdin içinde? Benim sana anlatacağım yeni birşeyler yok. Dedim ya, her sey ayni. Ama sanki biraz mahsunluk çöktü üzerime, bir de gülüşlerim sanki biraz azaldı. Sen olsaydın hemen anlardın. Sen benim herşeyimdin. Arkadaşım, dostum, öğretmenim, talebem, sevdiğim.

Yalnizim, üşüyorum, özlediğimse çok uzaklarda. Bahçeme melekler yağıyor, hepsi de tanıdık. Senden doğan, gözlerinde hayat bulan, bizi koruyan, kollayan ve en önemlisi ikimizi bir araya getiren melekler... Son kez yine seninle gezmistik oralari. Sen kimbilir belki de, uzak bir kitanin, uzak bir sehrindesin simdi. Benimse herseyim ayni. Geceleri bodrum katlarina yagmur daha çok yagiyormus, bugünlerde bir tek bunu ögrendim. Bir de geceleri daha uzun sanki, bitmek bilmiyor.

Biliyorum, ikimizde yoktuk bu aşk başladığında
ve çok iyi biliyorum,
sonsuzluğa mahkum edildi bizim aşkımız
Dedim ya, beni merak etme. üzülmüyorum.
Yalnızca biraz, biraz üşüyorum...
Kimsenin bilmediği,kimsenin görmediği Bir dünyam var benim Kalbimin derinliklerinde sakladığım bir dünyam Orada sadece; Ben ve benim istediklerim yaşayabilir Sadece izin verdiklerim girebilir... Sen... Sen sadece dış dünyamda olabilirsin... Sadece orada!! Sadece orada yaşayabilirsin... Birde hayallerim var... İmkansız,oluşamayan hayaller... Sen... Sen benim hayallerimi bile süsleyemezsin... Sadece kirletirsin onları!!! Sahte dünyamda iki değerlim var Biri kimsenin bilmediği dünyam Diğeri ise hayallerim... Sen... Bir zamanlar en değerlimdin Şimdi sıradan kum bile değilsin...

October 25
Türkiye'nin yine yürekleri yanıyor. Türk anne babalarının yürekleri yanarken dünya sadece seyrediyor.
Teröristlerin üzerinden ABD 'ye ait silahlar çıkıyor. Gencecik masum insanlar patlayan bombalarla hayatını kaybediyor.
Eskiden bir iki şehit haberi duyarken şimdi onlarcasını aynı günde, aynı anda duyuyoruz.
Anneler evlatlarının bayramda elini öpmesini beklerken, bayrama dört gün kala al bayrağa sarılı naaşları geliyor.
Peki bunun suçlusu kim ? Kim bizim evlatlarımızı şehit ediyor ? Kim ülkemizde kaos yaratmaya çalışıyor ?
Tüm bu yaşananların sorumlusu kim ?Siz hiç üstünüze alınmayın. Ben vatanseverim, içim yanıyor diye kendinizi teselli edin. Eğer bu ülkede yıllardır terör bitirilemiyorsa suçlusu biziz. Terör ve teröristler her geçen gün güçleniyorsa suçlusu biziz.Kimse kendini kenara çekmesin. Ben sağcıyım, ben solcuyum, ben MHP'liyim, ben şehit annesiyim, ben şehit babasıyım,
ben şehit eşiyim ben şehit kardeşiyim, ben şehit arkadaşıyım demesin.
Eğer biz 30 bin şehit vermişsek, 30 bin şehidin 30 bin annesi, 30 bin babası, 30 bin eşi, 30 bin arkadaşı ve 90 bin çocuğu var demektir.
Hangi şehit annesi, babası, kardeşi, eşi, çocuğu ve arkadaşı ABD konsolosluğu önüne dikildi. Kim Taksim'de,
Anıtkabir'de, Ulus'ta, İzmir Alsancak'ta veya başka bir şehirde açlık grevi yaptı ?
 Hani ateş düştüğü yeri yakıyordu ? Neden ateşin düştüğü binlerce insan dünyayı ayağa kaldıracak bir eylem yapmadı ?
Eylem denilince yakmak yıkmak değil, bağırmak hakaret etmek değil. İçimizdeki yangını dünyaya göstermeliydik. Annelerimiz ağlamaktan daha büyük işler yapmalıydı. Benim oğlum üzerinde USA yazan silahlarla şehit edildi. Sen hala dost ve müttefikimiz misin demeliydi? 70 milyonluk Türkiye'de 651 bin şehit fotoğrafı gönderildi.

Merhum Akif bize sesleniyor:
Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak... Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak. Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle. İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:
Ey dipdiri meyyit, "İki el bir baş içindir." Davransana... Eller de senin, baş da senindir! His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin? Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.
Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz? Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz? Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın? Esbâbı elinden atarak ye'se yapıştın!
Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan. Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk! Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!
Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın? Ye's öyle bataktır ki; düşersen boğulursun. Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!
Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar; Me'yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez... En korkulu câni gibi ye'sin yüzü gülmez! Mâdâm ki alçaklığı bir, ye's ile sirkin;
Mâdâm ki ondan daha mel'un daha çirkin Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman, Nevmid olarak rahmet-i mev'ûd-u Hudâ'dan, Hüsrâna rıza verme... Çalış... Azmi bırakma; Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!
Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş... Sesler de: "Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş!" Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından, Tek kol da demiyor bir tarafından!
Sâhipsiz olan memleketin batması haktır; Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır. Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar... Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var.
Feryâd ile kurtulması me'mûl ise haykır! Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır! 'İş bitti... Sebâtın sonu yoktur!' deme, yılma. Ey millet-i merhûme, sakın ye'se kapılma.
Mehmet Akif Ersoy 14 Mart 1913
ŞEHİDE SESLENİŞ
Aylardır uyku nedir bilmez bu gözler oğul, Bir günlükmüş , meğer söylenen sözler, Bir günlükmüş, ardından toplanan kalabalık, Bir namazlıkmış meğer saltanatın…
Şükür ki şehitsin, şükür ki cennettesin… Tesellim bu oğul, bulutların üstündesin…
Aylardır konuşmaz olmuş, susmuş bu dil oğul, Nice ana kuzusu şehit oldu, senden sonra, Nice yürekler yandı, nice ocaklar, Yine yanan yalnız biz olduk oğul, Bizse unutulduk…
Şükür ki şehitsin, şükür ki cennettesin… Tesellim bu oğul, bulutların üstündesin…
BÖYLE DİLEKÇE YAZAN OLDUMU HİÇ?
Hesapladınız mı hiç? Kaç şehit olmuş terör can almaya başladığından beri? Anaları babaları nasıl yandı, yanıyorlar.
Bağırlarına vatanlarını nasıl basıyorlar ve "Vatan Sağolsun" diyorlar gördünüz mü hiç? Gelinler, nişanlılar nasıl arıyorlar, özlüyorlar düşündünüz mü hiç? Biliyor musunuz siz, onların çocukları ne yapıyor? Gördünüz mü hiç mezarı başında oğlu babasına nasıl selam duruyor? Basında çıkan haberlerin kaçına gerçekten yüreğiniz sızlıyor? Kaçınız gitti Şehitliği ziyarete, oradakileri görmeye, el açıp dua etmeye?Kaçınız gitti ailelerini ziyarete, acılarını paylaşmaya, sıkıntılarını dinlemeye?
Bir nebze de olsa o acılarına kaçınız ortak oldu? Onlar bu vatana evlatlarını verdi, bağırlarına vatanlarını bastı. Sizde onları bağrınıza hiç bastınız mı?
Sordunuz mu hiç yanan yüreğine nasıl derman olurum diye? Ya onlar gibi olsaydınız, şehit olan evladınızın birliğine böyle bir dilekçe yazabilir miydiniz daha evladınızın teni toprakla buluşmadan. Dilekçe:
"Tunceli İli Nazimiye İlçesi"nde teröristlerle girmiş olduğu çatışmada şehit olan oğlum jandarma komando........ nın geriye kalan askerliğini babası olarak tamamlamak istiyorum. Gereğini arz ederim."
Dilekçe Kars"tan gönderilmiş. Tunceli İl Jandarma Komutanı da buna cevap yazmış:
Komutanın cevabı
"GÖNDERMİŞ olduğunuz 25.06.1999 tarihli dilekçeniz tarafımızdan alınmış olup, bu asil davranışınız bize güç vermiş, son derece duygulandırmış ve gücümüze güç katmıştır. Bizler, değerli şehidimizin komutanları ve silah arkadaşları olarak, aziz vatanın bölünmez bütünlüğüne kasteden hainlerin dersini vermek, hadlerini bildirmek ve şehitlerimizin ruhlarını şad etmek için, bu aziz vatan topraklarından olan Tunceli"deyiz. Hiç şüpheniz ve kuşkunuz olmasın ki; komutanları ve silah arkadaşları, şehitlerinin kanını yerde koymayacak, hainlere gereken dersi verecek ve kanlarının son damlasına kadar, bu vatanın birlik, beraberlik ve esenliği için hayatlarını ortaya koyacaktır. Siz ve kıymetli aileniz, memleketimizde rahat ve huzurlu olun. Şehitlerimizin bıraktığı yerden, kendi komutanları ve silah arkadaşları olarak, kutsal vatan görevine devam ediyoruz. Bu takdire şayan düşüncelerinizden dolayı şükranlarımızı sunar, size görev verildiğinde, yanımızda olacağınızı içtenlikle bilerek saygılar sunarız.
Osman Eker... Jandarma Kurmay Albay... Tunceli İl J. Komutanı..." Vatanın bölünmez bütünlüğünü, bağımsızlığının ve hürriyetinin ilelebet devam etmesi için, kanının son damlasına kadar bayrağının göklerde sonsuza kadar dalgalanması uğruna, içindeki imanla düşmanla savaşmaya koşan, tarihe destanlar yazdıran ecdatlarımızın, Er ve Komutanlarımızın, vatan sevdalılarının, cepheye mermi taşıyan anaların, çocukların, tüm gazilerin ve şehitlerin, bu vatanın hayrı için bir çivi dahi çakanların hepsinden ALLAH razı olsun. Kabirleri nur, makamları cennet olsun. Gözyaşları rahmet olsun. Çanakkale ve İstiklal savaşlarımızın şehitleri kadar,
Vatanın bölünmemesi için terörle uğraşan şehit evlat ve kardeşlerimiz de aynı değerde şehitlerimizdir. Onları da rahmetle anmayı, duayı da unutmayalım.
Milli şairimiz Mehmet Akif'in dediği gibi;
"Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer"
Ruhunuz Şad olsun..
20 sinde asil bir mehmetçiğin yazdığı şiir..
Şehit edilişinden sonra göğüs cebinden çıkar ve o günden bu yana
bu sade ve net vasiyetsel şiir her mehmetçiğin notları arasında bulunur.
Olur ya bir çatışmada ölürsem Arkamdan yas tutmayın Bırakın toprağımda rahat uyuyayım Bedenimden elbisemi çıkarmayın Onlar benim gururumdur Ölünce kefenim olacak Başımdan beremi çıkarmayın O benim şanım şerefim olacak Ayağımdan botları çıkarmayın Onlar nice yollar aşacak Sırat köprüsünden geçecek Elimden tüfeğimi almayın O benim namusumdur Mezarıma sembol olacak Yaramın kanını silmeyin Ahirette hesabı sorulacak Göğsümden kör kurşunu çıkarmayın O benim madalyam olacak
BAYRAK SIIRI
Ey mavi göklerin beyaz ve kizil süsü
Kiz kardesimin gelinligi, sehidimin son örtüsü.
Isık Isık, dalga dalga bayragim,
Senin destanini okudum Senin destanini yazacagim,
Sana benim gözümle bakmayanin
Mezarini kazacagim,
seni selamlamadan ucan kusun Yuvasini bozacagim,
Dalgalandigin yerde ne korku ne keder,
Gölgende bana da bana da yer ver.
Sabah olmasin günler dogmasin ne cikar,
Yurda ay yildizin isigi yeter,
Savas bizi karli daglara götürdügü gün,
Kizilliginda sigindik,
Dalgalardan cöllere düsürdügü Gölgene sigindik,
Ey simdi süzgün rüzgârlarda dalgali Barisin güvercini,
savasin kartali Yüksek yerlerde acan cicegim
Senin altinda dogdum Senin dibinde ölecegim,
Tarihim, serefim, siirim, her seyim
Yer yüzünde yer begen, Nereye dikilmek istersen,
Söyle seni oraya dikeyim.
YILGINLIĞA İNAT
Düşümde gördüm seni Oturmuştun duvarın dibine düşünüyordun Sararıp solmuştu benzin Ağlamaklı mı neydi gözlerin Puslu bir vakit düşmüştü ufkuma Pek fark edemedim
Düşümde gördüm seni Oturmuştun duvar dibine Elinde sazın Bizim türkümüzü söylüyordun Urun urun yükseliyordu bozgunlar Onurlu ölümlerde yaşanan Ak alınlı çocuklara dağlara dağlara diyordun
Düşümde gördüm seni Uzanmıştın ranzana Gün aşırı şiirler okuyordun Kavlimize tutkun gökçen soylu Sevdalardan yana Aldırma boş ver demiyorum sana Bilirim ki sen sevdayı Hoşnut kavgalarla yan yana Parmaklık parmaklık işlersin Gün ola harman ola diyen yüreklere
Düşümde gördüm seni Yalçın kayalıklara yaslanmıştın Ötüken mi Tanrı dağları mı bilmem Kurt başlı tuğun elinde Böteçine önünde Oğuz’un boyuna selam diyordu bakışların
Düşümde gördüm seni Çin seddine Kürşad’dı çehren Ama kollarında kelepçe ayağında pranga vardı Kan mı damlıyordu ne yüreğinden Puslu bir vakit düşmüştü ufkuma Pek farkedemedim
Düşümde gördüm seni Sevdası gurbet olmuş bir karakışta Yolcu ediliyordun arkadaşlarının omuzunda Yamtar'ların, Sancar'ların, Afşın'ların uçmağına Marşlar söylüyorduk ardından Yastığımız mezar taşı Yorganımız kar olsun Biz bu yoldan dönersek Namus bize ar olsun
Düşümde gördüm seni İrem bağlarında ab-ı kevser içiyordun Kıvılcımlar çıkıyordu gözlerinden Ak alınlı çocuklara Yılgınlığa inat Dağlara dağlara diyordun
ALİŞAN SATILMIŞ
CANLARIM...
CANIMIZI YAKTINIZ
sol yanımda bir sızı, anneciğim neredesin...
Gece karanlık, pusu hain, kurşun canım ağrıtmazdı ama bu hainlik olmasaydı...
Kardeş dediğim, ekmeğimi bölüştüğüm, Çanakkale'de, Kurtuluş'ta, Malazgirt'te
omuz omuza verdiğim kardeşim...
Bu vatan bu toprak sahipsiz değil,
sahipsiz değil ağlayan yürekler...
Sol yanım ağrıyor, içimde derin bir sızı,
anneciğim nerdesin...
Dağ yaşadım, taş yaşadım kurda kuşa bölüştüm,
bir sen anlamdın, bir sen duymadın...
Yüreğim yaralı, gözlerim yaşlı...
Bir duyarlılık yüreğiyle daha ne kadar yazılır ki, hangi sözle anlatır ki...
Bu kaçıncı ölüm haberleri, bu kaçıncı şehit verdiğim...
Ekmeğimi, yüreğimi ve toprağımı bölüştüğüm insanlar,
ey yüreği fena halde kandırılmış insanlar,
aldatılmışlığın ağır uykusunda uyanın...
Siyonist ve emperyal güç ve şer odakların oyuncağı olmayın, alet olmayın...
Yeter akıtılan kanlar.
Teröre, şiddete, hainliğe lanet olsun...
Bu kaçıncı lanet, bu kaçıncı yakarış...
Hep iyiden yana, hep güzellikten yana yüreğimi ortaya koydum.
Bu satırları yazmak istemezdim.
Umarım bu son yazdığım acı sözler olur...
Birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır,
şimdi kenetlenme zamandır...
Siz iyi olun, sevgiyle kalın, sol yanım ağrısın...
BU İŞ YA BİTECEK
YA BİTECEK
Biz
düşman değiliz
Yalnız
insanlığın düşmanı olanların
düşmanıyız...
Her günüm cenaze her günüm şehit Bunların sebebi bir it oğlu it Uyan Türk evladı uyuma uyan Otuz kupona alınmadı bu vatan
Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü! Işık ışık, dalga dalga bayrağım, Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. Sana benim gözümle bakmayanın mezarını kazacağım. Seni selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağım. Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder... Gölgende bana da, bana da yer ver ! Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar. Yurda ay yıldızın ışığı yeter. Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün. Kızıllığında ısındık, Dağlardan çöllere düşürdüğü gün. Gölgene sığındık. Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan; Barışın güvercini, savaşın kartalı... Yüksek yerlerde açan çiçeğim; Senin altında doğdum, Senin dibinde öleceğim. Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim: Yer yüzünde yer beğen ! Nereye dikilmek istersen, Söyle, seni oraya dikeyim !


 Bir sevda dudağında tutsak kaldı özlemim uzun kara trenler alıp götürdü seni hasret boyu uzayan raylara döküldü gözlerim bütün insanlar ağladı sen giderken. bütün istasyonlar gözyaşlarına boğuldu bir ben ağlamadım inanki, bir ben ince bir duman gibi kaybolup gittin

 oysa seni sevdiğimi söylememiştim daha sensiz yaşamayacağımı, sana aşkımı anlatamamıştım gitme kal, giden ben olayım gitme kal diyemedim kahrolası gururum, kahrolası dilim
 arkanı dönüp giderken hıçkırıklar düğümlendi boğazıma kızdım ,bağırdım , haykırdım, isyan ettim yine de seni sevdiğimi söylemedim


 ardında ağlayan bir çift göz paramparça bir yürek ve dalları kırılmış bir ağaç gibi baktım ama gitme kal diyemedim kahrolası gururum, kahrolası dilim
 Başta kolay değildi çekindim çok zor oldu söyleyemedim Sonra unuttum neden yaptığım hataları döndüremedim
gittin hayallerim ardında yaprak yaprak düşüyordu bir çocuk üşüyordu elleri cebinde dalında bir gelincik ağlıyordu bir dağ yanıyordu içimde gitme, gidersen baharda git sonbaharda gitme yapraklar düşmesin ardında diyemedim


 kızdım ,bağırdım , haykırdım, isyan ettim yine de seni sevdiğimi söylemedim kahrolası gururum, kahrolası dilim gitme kal diyemedim
 Kırgın değilim kendim seçtim aslında yalnızlığımı Sevdim ben olmayı seninle sensizliğimle Dargın değilim kaldığım uzak diyarların kıyılarında Sevdim ben olmayı seninle sensizliğimle
.../ bir rüzgara açarım şimdi kalbimi bir de sulara alıp getirsinler diye sevgimi sana
Sebepsiz tuttum kendimi senden İnkar ettim sarıldım yalnızlığıma Sonra yıkıldım neden ben sana dön diyemedim


 bir tutam sevgiydi yaşam kalbimde bir yudum hasret oldu döküldü gözlerimde tane tane
|
Kısa 1 mola vermek istiyorum, izin verir misin HAYAT? Gerçekler sancı yapıyor, az 1 düş alıp döneceğim... Senden ricalarımı anlatmam zor sana.. Neolur çokgörme bana hayatı. Neolur dokunma.. ACITMA! Gülümsememi sever sevdiğim en çok, bari AĞLATMA!
Sen, gelinceye kadar; Pencerem kapalı duracak,
Rüzgâr gelmesin diye.
Artık, perdeleri açmayacağım...
Gün ışığı girmesin diye.
Sonra, kahrolacağım.
Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta...
Ve günlerce, gecelerce haykıracağım
Nerdesin diye...????
Hani gitmeyecektin
Hep yanımda olacaktı sevgin
Nefesinin buğusuyla yaşayacaktım oysa
Sana biçtiğim sevdamla coşacaktım mecnun misali
Leyla seni mecnun beni kıskanacaktı o zaman
Bana söz vermiştin
Hatırladın mı ?
Hani gitmeycektin ?
Hani gitmeyecektin ?
Hani bi kelebek yakalarsın ya avcunun içinde
sonra bakmak görmek istersin yaşıyor mu diye. Baksan kaçacak sımsıkı tutsan ölecek
işte sevmek böyle bişey Şimdi rüzgar geçiyor BeyazPenceremden |
|
|
|
|